Dr. Volkan Dede

BLOG


Vajinoplasti, genital estetik prosedürlerinden biri olup vajinanın cerrahi olarak daraltılmasıdır.  Hem fonksiyonel olarak hem de estetik açıdan olumlu sonuçlar ortaya çıkaran bu işlem, son yıllarda oldukça talep gören estetik operasyonlar arasında yer almaktadır. Vajinoplasti vajina dokusunda doğumsal veya kazanılmış yapısal sorunların, normal doğuma bağlı travmaların veya yaşla ortaya çıkmış bazı değişikliklerin cerrahi olarak düzeltilmesi şeklinde tanımlanabilir.

Neden Vajinoplasti?

1-Anatominin düzeltilmesi:   Vajinal doğum, yaşlanma, travma veya genetik nedenlerle vajinal doku ve çevresindeki kasların sıkılığı, gerginliği ve gücü kaybedilebilir. Genellikle bir veya birden fazla normal vajinal doğum gerçekleştirmiş, zorlu, kilolu bebek doğumu hikâyesi olan hanımlara yapılmaktadır. Ancak henüz doğum yapmadığı halde yapısal olarak vajina genişliği olan bayanlara da uygun görüldüğü taktirde yapılabilir. Doğumdaaçılan epizyotomi (doğum kesisi) izlerinin ortadan kaldırılması önemlidir.

2-Cinsel Haz ve Tatminsizlik: Birçok kadın vajinasında gevşeklik ve tatminsizlik hissederken erkek partneri de cinsel ilişki esnasında aynı duyguyu hissetmektedir. Vajinal cerrahi operasyonlarda amaçlanan (vajinoplasti) cinsel ilişki esnasında sıkılığı ve tatmini arttırmaktır. Öncelikle vajinplasti ameliyatı olan hastalar kalitesiz cinsel hayatın ameliyat sonrası belirgin bir şekilde düzeldiğini ifade etmektedir. Vajina gevşekliğini ortadan kaldıran bu ameliyatta cinsel haz kadın ve erkek için artış göstermektedir.

  1. İlişki Sırasında Vajinadan Çıkan Sesler: Cinsel ilişki sırasında konstrasyonun çiftlerde orgazm için önemi vardır. Gevşemiş ve diriliğini kaybetmiş vajinada ameliyat öncesi garip sesler çıkabilir. Vajinoplasti ile bu sesler ortadan kalkabilmektedir.
  2. Ağrılı Cinsel İlişki: Doğumlar sonrası deforme olan vajinanın hem estetik görünümünün düzeltilmesi hem de gevşekliğinin azaltılması için vajina daraltma ameliyatı yapılmaktadır. Çeşitli nedenlerle oluşan deformasyon nedeniyle cinsel ilişki sırasında ağrı ortaya çıkabilir.
  3. İlişki Öncesi ve Esnasında Özgüven: Fonksiyonel ve estetik açıdan düzeltilmiş vajinaya sahip kadınlarda vajinal daraltma ameliyatı sonrası özgüven artışı olmaktadır. Bu durum ilişkinin kalitesinin artmasına yardımcı olmaktadır.

5-İdrar Kaçırmanın önlenmesi: Pelvik kasların zayıflaması ile hem idrar kesesinde sarkma hem de idrar kaçırma ortaya çıkabilir. Vajinoplasti operasyonuna idrar kaçırmaya yönelik TOT (Transobturator Tape) ve sarkan idrar kesesinin yukarı kaldırılması operasyonu (Colporafi anterior) eklenebilir.

Cerrahi sonrası yapılan Kegel Egzersizleri de pelvik kasların güçlenmesini, ilişki sırasında vajinanın penisi daha iyi kavramasını ve öksürük vb. durumlarda ortaya çıkan idrar kaçırmanın azaltılmasına fayda sağlar.

vajinoplasti

Vajinoplasti ameliyatı ameliyatı nasıl yapılır?

Vajina daraltma ameliyatları genellikle vajinanın dış 1/2 kısmını kapsamaktadır. Yani vajinanın yaklaşık 4-6 cm dış kesimine yapılır. Operasyon vajinanın uzunluğuna ilişkin değildir. Sadece vajina çapını daraltmaya yönelik olarak yapılmaktadır. Vajinanın distal (dış genital bölge tarafı) 1/2 kesimdeki vajinoplasti sonrası çap daralması cinsel ilişkide sorun yaşayan çiftlerin sıkıntısını giderecektir.

Operasyon lokal veya genel anestezi ile yapılabilir. Ameliyat yaklaşık 30-45 dakika sürebilir, ameliyattan sonra 1-2 saat gözlem odasında istirahatin ardından hasta yürüyerek evine gidebilmektedir. 6 hafta sonra cinsel ilişkiye girilebilir. Genellikle eriyen dikiş iplikleri kullanıldığı için dikişlerinin alınmasına ihtiyaç duyulmamaktadır. Oldukça yüz güldürücü ve memnuniyet verici bir operasyondur.

Vajinoplasti operasyonu niye yapılır?

Normal doğum ve yaşlanma süreci bağ dokunun (konnektif doku) zayıflamasına ve esneklik kaybına neden olacaktır. Tüm vücutta olduğu gibi vajina dokusunda da bu değişiklikler meydana gelebilmektedir. Vajina dokusu normalde genişleyebilen bir yapıya sahiptir. Ancak normal doğum yapan bayanlarda bebeğin makrozomik yani kilolu olması ya da normalde olsa çok doğum yapmış olmak, doğum dikişlerinin yani epizyotominin dikilmesi esnasındaki olumsuzluklar vajinal bölgede genişlemeye sebep olmaktadır.

Toplumda bilinenden daha fazla kadında bu şikâyet bulunmaktadır. Ancak kadınlar utanma ve kültürel nedenlerden ötürü bu durumu kabullenip çözüm arayışına girmemektedir. Bu duruma ilişkin herhangi bir çözümün olduğunun farkında değildir. Doğum esnasında bölgede meydana gelen çatlak ve yırtıklar bu bölgedeki bağ dokunun önceki sıkılığını kaybetmesine neden olmaktadır. Bu durum cinsel birliktelikte sıkıntılara yol açmaktadır.

Vajina genişlemesi nelere yol açar?

Vajina genişlemesi ile cinsel ilişki sırasında kişilerin karşılıklı aldığı haz azalmaktadır. Bu durum zamanla cinsel ilişki sayısında azalmaya ve buna bağlı sorunların ortaya çıkmasına neden olur. Vajina genişlemesi sadece cinsel ilişki bozukluklarına yol açmakla kalmayıp bölgede enfeksiyonların daha sık gelişmesine neden olabilmektedir.

Vajinoplasti ameliyatı sonrası dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

  • Vajina daraltma ameliyatı her ne kadar büyük bir işlem olmasa da tüm ameliyatlar gibi vajina daraltma sonrası doktorun verdiği antibiyotik ve ağrı kesici ilaçlar mutlaka kullanılmalıdır.
  • Doktorunuzun önerdiği temizlik kurallarına uyulmalıdır.
  • Bölgenin günlük özel bir pansuman yapılmasına gerek duyulmamaktadır.
  • Vajina temizliğinin önden arkaya ılık suyla yapılması önerilmektedir. Genital bölgenin mümkün olduğunca kuru kalması sağlanmalıdır.
  • Ameliyattan 3-4 gün sonra ayaktan duş şeklinde yıkanılabilir. Küvet ya da havuz benzeri temizlikler tercih edilmemelidir. Çünkü olası enfeksiyon sıklığını artırmaktadır.
  • Deniz ve havuza girmeyi düşünen bayanlar operasyondan yaklaşık en az 6 hafta sonra denize ve havuza girebilirler. Yine ameliyattan sonra 6 hafta içerisinde cinsel ilişkide bulunulmamalıdır.

Vajinoplasti ameliyatı sonrası tekrar genişleme olur mu?

Vajina daraltma ameliyatı sonrası eğer doğum yapmayacaksa bayanlar tekrar aynı sorunla karşılaşmazlar. Ancak gebelik ve doğum planı olan kişilerde özellikle normal doğum yapacaksa tekrar benzer sorunların ortaya çıkma olasılığı mevcuttur.

Vajinoplasti operasyonu sonrası normal doğum yapılır mı?

Vajina daraltma ameliyatı yaptıran bayanlar tekrar benzer sorunla karşılaşmamaları açısından sezaryenle doğumu tercih edebilirler. Ancak tabi ki istenildiği takdirde bu bayanlar normal doğum da yapabilir. Normal doğum sonrası benzer bir şekilde vajina bölgesinin genişleme riski bulunacaktır.

Vajinoplasti ameliyatı sonrasında dikişler alınır mı?

Bu tür genital estetik ameliyatlarda kullanılan dikişler eriyebilir olduğundan işlem sonrası alınmasına gerek kalmaz.

Vajinoplasti ameliyatında dikişler görünür mü?

Yapılan işlem vajinanın dış 1/3’lük kesimine yönelik olmakla birlikte bu bölgedeki dikişlerin gözle görülmesi güçtür. Zaten eriyebilir dikişler kullanıldığından doku iyileşmesi ile birlikte fark edilmesi oldukça zordur.

Vajinoplasti işlemi sonrası kanama gelişir mi?

Vajina daraltma ameliyatı sonrası yaklaşık 7-10 gün lekelenme tarzında az miktarda kanama görülebilmektedir. Ancak daha fazla kanama olması durumunda, kokulu akıntı ya da daha farklı şikayetler gelişmesi durumunda doktorunuz bilgilendirilmelidir.

Vajinoplasti ameliyatı ağrı olur mu?

İşlem sedasyon ya da lokal anestezi kullanılarak yapılabilmektedir. Her iki anestezi şeklinde de sızlama tarzında az miktarda ağrı olabilir. Kullanılan ağrı kesiciler ve uyuşturucu iğneler ameliyatın konforlu bir şekilde geçmesine ve sonraki süreçte ağrıların mümkün olduğunca minimum düzeyde kalmasına neden olacaktır.

Vajinoplasti ameliyatı riski var mıdır?

Genital estetik operasyonlarının çoğunda olduğu gibi vajinoplasti ameliyatında da gelişebilecek olası riskler, kanama, enfeksiyon, doku zedelenmesi ve rektal bölge yaralanmalarıdır. Ancak bu operasyonlarda bu tür komplikasyonlar oldukça nadir görülmektedir. Tecrübeli ve deneyimli Kadın Doğum Uzmanı tarafından yapılan operasyonlarda işlem komplikasyonları neredeyse hiç görülmemektedir. Özellikle ameliyat sonrası doktorunuzun tavsiye ve önerileri ile kullanmasını söylediği ilaçlara uyulduğu takdirde enfeksiyon ve kanama riski de görülmeyecektir.



Rahim Ağzı Yarası nedir?

Halk arasında ‘’rahimde yara ‘’, ‘’rahim ağzında yara ‘’ ve ya ‘’rahim yarası ‘’  olarak da bilinen bu durum rahim ağzı dokusunun iltihaplanması anlamına gelir. Bu iltihaplanma sıklıkla sonradan oluşmuş bir enfeksiyona bağlıdır, ancak irritasyon ya da travma sonrası da ortaya çıkabilmektedir.

Tıbbi olarak, Servikal Eresyon (= Eresyo)  veya Servisit  (= Cervisit ) olarak adlandırılır. Hepsi aynı anlama gelir. Rahim ağzını kaplayan epitel hücrelerinin kaybolup, onların yerini daha kırmızı renkteki rahim kanalı hücrelerinin (endoservikal hücreler) alması ve bunun dışa doğru yayılması yayılması sonucu oluşur. Bunun değişimin temel nedeni oradaki dokunun devamlı travmaya uğramasıdır. En sık travma nedeni de vajinal enfeksiyonlardır. Özellikle de tedavi gerektirdiği halde tedavi edilmeyen enfeksiyonlardır. Yaş ve doğum sayısı ile ilişkili değildir.  Her yaşta görülebilir.

Rahim ağzı yaraları jinekolojik muayene sırasında en sık saptanan problemlerden biridir. Evlilik çağındaki kadınların yarısından fazlası hayatının bir döneminde servisit problemine yakalanır. Yaşı ne olursa olsun cinsel yönden aktif her kadın servisit için olası bir adaydır.

Neden Rahim Ağzında yara oluşur?

Vajinal enfeksiyonlar (= vajinit ) kadınlarda oldukça sık rastlanan, akıntı ve kasık ağrısı şikayetleri oluşturan, hem günlük yaşantıyı hem de cinsel hayatı olumsuz etkileyen ve ilaçlar ile kolaylıkla tedavi edilebilen bir sorundur. Ancak tedavi edilmediği taktirde vajina içinde değişen ortam yara oluşumuna hatta tüplere kadar ilerleyerek kısırlığa bile neden olabilmektedir.

Vajinal enfeksiyonlar genelde akıntı ve kasık ağrısıyla belirti verir. Bu enfeksiyonlar cinsel ilişki ile, havuz-tuvaletten veya bazı antibiyotiklerin kullanımından sonra vajinal flora dengesinin değişimine nedeniyle nadiren de bağışıklık sisteminin baskılanması sonrasında görülebilir. Allerjik süreçler de enfeksiyonların oluşumuna destek olabilir.

Vajinal akıntılar tedavi edilmediği takdir de en sık rastlayabileceğimiz bulgulardan biri rahim ağzı yaralarıdır. Bu yaralar küçük çaplı hafif kızarıklıktan geniş çaplı kırmızı yaraya kadar değişebilir ve bu yaralardan alınan biyopsilerde bazen kansere kadar varan farklı sonuçlar alınabilir.

Rahim ağzı yaralarının belirtileri nelerdir?

Rahim ağzı yarası sıklıkla belirti vermez ve rutin muayene sırasında rastlantısal olarak saptanır. Farkına varılabilir ise en sık belirti Vajinal akıntıdır. Akıntı bazen hafif kan bulaşması nedeniyle kahverengi renginde olabilir. Özellikle ilişki sonrası olan kanamalar yarayı düşündürür.

Akıntıya sıklıkla eşlik edebilen diğer şikâyetler kasık ağrısı, vajinal kanama, kaşınma, vajinada yanma, ilişki esnasında ağrı, ilişki sonrasında kanama ve idrar yaparken yanmadır.

Kasık ağrısı ve vajinal akıntısı olan kadınların büyük bölümünde tek başına veya başka bir hastalıkla birlikte servisit bulunabilir. Belirtileri diğer pek çok hastalığa benzediği ve spesifik yakınmalar yaratmadığı için kişinin kendi kendine servisitten şüphelenmesi zordur. Genellikle başka bir nedenden dolayı yapılan jinekolojik muayene ile fark edilir.

Hafif vakalarda herhangi bir bulgu olamayabilir ancak olay ilerledikçe kötü kokulu ve iltihabi bir akıntı ortaya çıkar. Yara tedavi edilmediğinde mukus (serviks salgısı) yapısını kötüleştirerek spermlerin servikal kanala girişini bozabilir ve bu şekilde kısırlığa yol açabilir. Kısırlık tedavisinin ilk aşamalarından birisi serviks ve vajendeki enfeksiyonların tedavi edilmesidir.

Ayrıca servisti olan kadın gebe kalırsa da düşük ve erken doğum riskleri vardır. Ayrıca bu tür annelerden doğan bebeklerde doğum sonrası akciğer ve göz enfeksiyonları normalden daha fazla görülür.

Rahim ağzı yara tanısı nasıl konur?

Yara vücudun normal çalışan savunma mekanizmalarının bir sonucu olarak gelişir. Herhangi bir dokuda yaralanma, irritasyon ya da enfeksiyon olduğunda beyaz kan hücreleri yani akyuvarlar o bölgeye göç ederler ve bu bölgedeki kan akımı artar. Bu olay serviskte olduğunda, normalde açık pembe olan serviks kızarır ve şişer. Bu durum da muayenede yara şeklinde görülür. Yani gözle bakılarak tanı konur.

Servisit tanısı genelde jinekolojik muayene ile konsa da tanıdan emin olmak ve kesin tanı koyabilmek için bazı ek tetkikler gerekebilir.

Servisit Tanısında Kullanılan Testler

Serviksteki lezyonları tanımak çok önemlidir. Nitekim bazen serviks kanseri de özellikle erken evrede servikal yaralar ile karıştırılabilmektedir. Bu nedenle yarası olan hastalardan mutlaka smear alınmalıdır. Çok büyük ve kanamalı yaralarda doğrudan kolposkopik inceleme ve biyopsi yapılması da diğer seçenektir.

Smear

Servikal enfeksiyonu ve erken dönem serviks kanserinin taraması için kullanılır. Cinsel olarak aktif kadınların yılda bir defa yaptırması gerek son derece basit ancak bir o kadar da önemli bir testtir. Muayene sırasında, rahim ağzı salgısından ince bir fırça ile sürüntünün alınıp bir cam üzerine yayılarak patolojik incelemenin yapılması işlemlerini içermektedir. Son derecede basit ve ağrısız bir işlemdir.

 

Servikal Biopsi

Eğer rahim ağzı ileri derecede anormal görünüyor ise lokal anestezi altında şüpheli alanlardan serviks biopsisi (parça alımı) yapılabilir. Eğer tek bir alan belirlenemiyorsa saat 3,6,9 ve 12 hizalarından biopsi alınır ve patolojik incelemeye gönderilir.

Kolposkopi

Rahim ağzının ve vajenin ışık altında büyütece benzer bir optik alet yardımı ile incelenmesi işlemidir. Şüpheli alanları daha kolay ortaya çıkarmak için kolposkopi öncesi rahim ağzı bir takım kimyasal maddeler ile silinir ve daha sonra boyanır. Dokunun boya tutmadaki farklılıklarına göre biopsi alınacak yer tespit edilir.

Kolposkopi ile rahim ağzındaki kılcal damarların yapıları da değerlendirilir ve anormal damarlanma olup olmadığı saptanır. Bu damarlanma değişiklikleri servisit ile kötü huylu hastalıkların ayrımında önemlidir.

Rahim ağzı yarası tedavisi nasıl yapılır?

Yaranın başarılı şekilde tedavi edilebilmesi altta yatan nedeninin tanımlanması ile ilgilidir. Eğer buna neden basit bir irritan (tahriş edici) madde ise bu maddenin kullanılmaması sorunu çözecektir.

Altta yatan sebep bir enfeksiyon ise uygun şekilde antibiyotik tedavisi servisit problemini de çözecektir. Servisite neden olan en önemli üç mikroorganizma klamidya, gonore ve trikomonasdır. Bunun dışında bazı allerjik maddeler de bu duruma yol açabilir.

Eğer servisit durumu uzamış veya altta yatan etkenin tedavisine rağmen tabloda gerileme yoksa bu bölgedeki anormal hücreleri tahrip etmek için bazı küçük cerrahi girişimler yapılabilir.

En sık kullanılan tedaviler; koterizasyon (yakma), krioterapi (dondurma) ve lazerdir. Tüm bu tedavi yöntemlerinin amacı aynıdır. Üstteki iltihabi dokunun işlem ile öldürülmesi ve alttan gelen yeni sağlıklı doku ile sağlıklı bir rahim ağzı oluşumu sağlamaktır.

Koterizasyon

Halk arasında ” yara yakma ” adı verilen bu işlem ısı yardımı ile yaranın tahrip edilmesidir. En eski ve en klasik yöntemdir. Kalem şeklinde bir probun ucundan elektrik akımı geçirilerek ısı elde edilir.

Bir kaç dakika süren işlem esnasında çok hafif ağrı olabilir. Nadiren koter sonrası oluşan nedbe dokusu rahim ağzı kanalında tıkanmalara yol açabilir.

Kriyoterapi

Halk arasında “yara dondurma” ismi verilen bu işlem ise sıvı karbondioksit veya azot yardımı ile anormal dokuların dondurulmasıdır.

Kotere göre bazı avantajları vardır. Daha az ağrıya neden olur ve daha kontrollü bir doku tahribine olanak tanır. Daha az nedbe dokusu oluşmasını sağlar. Bu nedenle servikal kanalda daralmaya yol açmaz. Tabanca şeklinde bir cihaz ile uygulanır. Bu tabancanın ucunun değdiği yerler donar. İşlem herhangi bir anestezi uygulanmadan yapılır. Son derece basit ve bir kaç dakika süren bir işlemdir.

Lazer

Dokuların lazer ile tahrip edilmesidir. Kriyoterapiye bir üstünlüğü yoktur. Tedavi şekli ne olursa olsun hücrelerin tahrip edilmesini takiben 1-2 hafta kadar süren kirli bir vajinal akıntı görülür. Bu süre zarfında lekelenme şeklinde kanamalar olabilir, bu nedenle işlemlerden sonra 3-4 hafta kadar cinsel ilişkiden kaçınmak gerekir. Tamamen iyileşme bazen 6-8 hafta kadar zaman alabilir.

Yaradan Korunmak İçin 

Servisitten korunmak ya da erken dönemde teşhis edilmesini sağlamak için bazı basit önlemler yeterlidir.

1-Birlikte olacağınız insanları iyi seçin veya mutlaka korunun. Prezervatifsiz ilişki yaşamayın.

2-Vajinal akıntı şikayeti varsa muayene olmayı geciktirmeyin.Ayrıca herhangi bir şikayetiniz olmasa bile yılda bir kez jinekolojik muayeneden geçin ve mutlaka smear aldırın.

3-Kokulu tampon, deodorant, pudra gibi irritan maddeleri vajinal bölgede asla kullanmayın.

4-Vajen içini su ve sabun ile kesinlikle yıkamayın. Çünkü o bölgenin doğal asidik bir ortamı vardır. O ortamın bozulması sizi enfeksiyonlar açısından riske atacaktır.

5- Pamuklu ve ter emen iç çamaşırı kullanın ve sık sık çamaşırı değiştirin. Başkalarının çamaşırlarını kullanmayın.

6-Tuvalet sonrası temizlik sırasında her zaman önden arkaya doğru silin, arkadan öne taşımayın.

7-Eş veya partililerinizin akıntı şikayeti olursa ikiniz de hemen muayene olun.



Genital Siğil

Bu lezyonlar HPV yani human papilloma virüs ile oluşan, iyi huylu yani kanser riski taşımayan lezyonlardır.

HPV (Human Papilloma virüs) 100’ den fazla virüse verilen ortak addır. Bu virüsler vücudun herhangi bir yerinde siğillere sebep olabilirler. Ancak bazıları cinsel yolla bulaşır ve condyloma acuminata (genital siğil ) denilen hastalığı oluşturur.

Siğiller bu enfeksiyonun görünebilir belirtileridir ve ancak % 30 olguda ortaya çıkmaktadır. Kalan % 70 lik bölümde ise virüsler deri altında kalmakta ve herhangi bir belirti vermemektedir. Vücutta yaptığı hastalıklar yalnızca siğillerle sınırlı değildir. Rahim ağzı kanseri, dış genital organ kanseri (vulva kanseri), anüs kanseri, penis kanseri, boğaz kanseri gibi kanser ve kanser öncesi değişikliklerden sorumlu bir virüs ailesidir HPV.

Subklinik adı verilen belirti vermeyen formun kanser oluşumu ile bir bağlantısı olduğu düşünülmektedir. Bu sebep dolayısı ile HPV virüsü ve meydana getirdiği genital siğiller tespit edildiğinde mutlaka tedavi edilmeli ve hastalar doğru bir şekilde yakından takip edilip smear testi ve gerektiğinde kolposkopik incelemeleri yapılmalıdır. HPV virüsünün bir sonucu olan genital siğil (kondilom) varlığında bu virüsün bulaştırıcılığı çok fazladır.

Genital Siğil Belirtileri

HPV virüsünün genital mukozada oluşturduğu yaralara “genital siğil” denir. Vajina, penis, vulva veya anüs çevresinde ortaya çıkan birkaç milimetre çapında, kırmızımsı veya kahverengimsi karnıbahar görünümlü kabarıklıklar şeklinde kendini gösterir. Genital siğiller hem kadında hem de erkekte daha sıklıkla genital bölgede, makat etrafında ve nadiren de ağızda oluşur.

HPV Virüsü Nasıl Bulaşır?

Toplumda çok sık rastlanan bir enfeksiyondur. HPV cinsel yolla bulaşan en sık hastalıktır. Cinsel bölgeyi enfekte eden HPV temas yolu ile kolayca yayılır. HPV’ nin bir kişiden diğerine bulaşması için mutlaka tam bir ilişki olması gerekmez. Enfekte olan cilt bölgelerinin birbiri ile teması ile de hastalık bulaşabilir. Tam bir cinsel ilişki olmadan dışarıdan “sürtünme” yolu ile gençlerde de sıklıkla bulaşabilmektedir.

Bulaşma olduktan sonra bulgular bazen birkaç ay, bazen de birkaç yıl sonra ortaya çıkabilir. Hatta bazen virüs yıllarca hiçbir bulgu vermeden vücutta kalabilir. Hastaların büyük bir kısmında 2-6 ay içinde belirti verir. Bazen ortaya çıkışları yılları bulabilir. Aktif genital lezyonların varlığında bulaşıcılık en yüksektir. Siğiller ortaya çıkıp tedavi edildikten sonra yeniden siğil çıkmadan geçen dönem ne kadar uzunsa bulaştırıcılık da o oranda azalmaktadır. Kondilomların bulaşması genital HPV hastalığı taşıyan bir bireyle girilen her türlü cinsel ilişki ile mümkün olabilir. Virüs, ilişki sırasında ciltte ortaya çıkan mikroskobik yırtıklar ve sıyrıklar vasıtası ile ciltten cilde temas yolu ile bulaşır.

Risk Faktörleri Nelerdir?

  • 20-24 yaşlar HPV virüsünün alınması için en riskli yaşlardır.
  • Siz veya cinsel eşiniz birden fazla kişi ile ilişkiye giriyor ise risk artacaktır.
  • Klamidya veya Herpes simpleks gibi başka cinsel ilişki ile bulaşan hastalığınız varsa

risk artmaktadır.

  • Hamilelik, doğum kontrol hapı kullanımı riski arttırmaktadır.
  • Hodgkin, lösemi gibi bağışıklık sistemini baskılayan hastalıkları olanlarda risk

artmaktadır.

  • Beyaz ırkta daha fazla görülmektedir.
  • Sigara içimi riski arttırmaktadır.

HPV Tanısı Nasıl Konur?

Tipik genital siğillerin gözle görülmesi hem erkekte hem de kadında HPV tanısı için yeterlidir. Şüpheli görünümde bazen bazı asit içeren solüsyonlar uygulanarak ciltteki renk değişikliklerinden siğil olup olmadığı anlaşılabilir.

Dıştan görünen herhangi bir lezyonun olmadığı durumlarda rahim ağzının büyüteç benzeri kolposkop adı verilen bir cihaz ile incelenmesi ile tanı konabilir. En küçük şüphede lezyondan alınacak küçük bir parçanın patolojin incelenmesi tanıyı kesin koydurur. Fakat genellikle lezyonlar çok tipik olduğundan hekimin göz ile muayenesi HPV, genital siğil tanısı koydurmakta yeterlidir.

Kondilom tanısı konan kişilerin partnerleri de mutlaka muayene olmalı ve gerekir ise genital siğil için tedavi edilmelidir. Çünkü tedavi edilmemiş bir eş enfeksiyonun sürekli yeniden bulaşmasına neden olabilir.

HPV kan dolaşımına geçmediği için kanda bu virüsü saptamak mümkün değildir. HPV tanısını bir kan testi ile koymak mümkün değildir.

Genital Siğil Tedavisi

Genital siğilleri gerçek anlamda tedavi eden kişinin kendi bağışıklık sistemidir. Zaten siğillerin hızla yaygınlaştığı dönemler, çeşitli nedenlerle savunma sisteminin zayıf olduğu dönemlerdir. Öncelikle bu bağışıklık sisteminde sorun yaratabilecek beslenme bozukluğu veya stress faktörünün giderilmesi sağlanmalıdır.

Genital siğillerin tedavisinde en sık olarak cerrahi eksizyon (operasyonla lezyonun kesilerek çıkartılması), krioterapi (dondurma), lazerle siğil tedavisi, koter (yakma) tedavileri, antiviral kremler ve ilaç tedavileri uygulanmaktadır.

Cerrahi tedaviler daha çok anogenital siğillerin yoğun ve iri kümelenmeler (büyük kondilomlar) halinde olduğu durumlarda uygulanır.

1-Siğillerin cerrahi olarak çıkartılması

Genel olarak eksizyonel yöntemler dış genital organların HPV enfeksiyonlarında kullanılmazlar. Bunun istisnası ise dış genital organlarda lokalize çok büyük kondilomların varlığıdır. Genital sistemin görünür bölümünde çok büyük kondilomların olması durumunda eksizyonel yöntemlerden yararlanılarak büyük parçalar çıkarılır ve daha sonrasında medikal tedavi ile birlikte destrüktif yöntemlerden biri ile tedavi devam ettirilir.

Diğer bir yöntem de dış genital organların kondilomlarında eksizyon (çıkartılması) amaçlı LEEP uygulaması yapılabilir.

Leep nedir?

LEEP (Loop Electrosurgical Excision Procedure) ; alternans bir elektrik akımı ile loop uçlarında protein denatürasyonuna neden olarak iki dokuyu ayırabilecek derecede ısı oluşumu sağlayan bir sistemden oluşmuştur. Bu sayede başka hiçbir yere zarar vermeden, son derece rahat bir kontrol ile gerekli patolojik dokunun çıkarılması sağlanacaktır.

LEEP’ te tecrübeli bir hekim tarafından uygulandığında, kanama riski yok denecek kadar azdır. Ofis şartlarında, lokal anestezi altında uygulanabilmesi, hastanede yatış gerektirmemesi, komplikasyon riskinin çok düşük oluşu, hasta tarafından tolere edilebilirliği  ve uygulama kolaylığı  bu yöntemin tercih edilmesine neden olmuştur.

2- Yıkıcı yöntemler ile siğil tedavisi (Destrüksiyon)

Elektrokoterizasyon (Elektrokoagülasyon, elektirikle yakma)

Bipolar koter ile HPV odaklarının lokal anestezi altında yakılmasıdır. Yeterli destrüksiyon sağlandığından emin olunduğu müddetçe bu gün kabul gören en geçerli tedavi yöntemidir.

Özellikle dış genital organlar dediğimiz genital sistemin dışardan görünen bölümünde (cilt ya da mukozal) meydana gelen kondilomların yok edilmesi için idealdir. Çoğu zaman tek oturumda tün odakların yok edilmesi mümkündür. Tedavi süreci kısadır. Fazlaya kaçılması halinde sağlıklı dokularda da hasar meydana getirebileceği unutulmamalıdır.

Kriyoterapi (Dondurma)

Kriyoterapi, likit (sıvı) nitrojenle lezyon ve lezyon çevresinin dondurulması işlemidir. Bu da elektrokuagülasyon gibi başarılı yöntemlerden birisidir. Krioterapi son yıllarda oldukça sık olarak kullanılmaya başlayan, oldukça etkili, yakma (elektrokoterizasyon) yöntemine göre daha ağrısız ve kolay uygulanabilen bir yöntemdir. Dondurma işlemi oldukça ağrısız bir işlemdir ve işlem sırasında çoğu zaman anestezik madde gerektirmez.

Krioterapi oldukça güvenilir bir yöntem olup gebelik sırasında ortaya çıkan anogenital siğillerin dondurulması amacıyla da kullanılabilmektedir.

CO2 (Karbondioksit) lazer ablasyonu

Karbondioksit (CO2) esaslı laser destrüksiyonu ile etkin şekilde siğil tedavisi sağlanabilir. Karbondioksit lazerle siğillerin yakılması diğer tedavi yöntemlerine göre biraz daha pahalıdır. Ancak etkinliği de oldukça yüksektir. Ayrıca iz kalma şansı da çok azdır. Tarafımızca yapılan genital siğil tedavilerinde daha sıklıkla lazer işlemlerini tercih etmekteyiz. İşlem genellikle lokal anestezi ile yani o bölgenin uyuşturulması ile yapılmaktadır.

CO2 buharı içinde HPV bulunabildiğinden solunum sistemi ile bulaşması ve yayılması da olasıdır. Bunun için gerekli önlemler alınmalıdır.

Kimyasal destrüksiyon

Bu amaçla biklorasetik asit, triklorasetik asit, podofilin ve podofilotoksin gibi asitler de kullanılmaktadır.  Kimyasal yıkıcı asitler oldukça etkilidir, ancak sağlıklı ciltte de tahriş (iritasyon) etkisine sahip maddelerdir.

Kimyasal yıkıma bağlı inflamasyon, erozyon, ağrı ve ülserasyon oluşabilir. Hastanın kendisinin uygulaması oldukça zordur. Hastanın görüş alanının dışındaki lezyonlara müdahale etmesi güçtür ve sağlıklı deriye dokundurulduğunda burada da harabiyet meydana getirecektir.  Ayrıca günlerce, tekrar tekrar uygulamayı gerektirebilen uzun bir tedavi seçeneğidir.

Kimyasal asit tedavileri bebeğe toksik etkisinden dolayı gebelikte uygulanmazlar.

3-Genital Siğil Tedavisinde Kullanılan İlaçlar

Siğillerin ilaçla tedavisinde ‘immunomodulasyon’ yani immün direnci arttırmaya yönelik olarak interferon ve imikimod ilaçları kullanılmaktadır. İlaç tedavilerinin uzun sürmesi dezavantajlı yönleridir.

İnterferonlar, antiproliferatif ve antiviral etkilerinden dolayı kullanılırlar. Tropikal, sistemik veya intralezyonel kullanım seçenekleri vardır.

İmikimode (Imiquimode) ise 2003 yılından bu yana ülkemizde de bulunan saşe-krem formunda, ülkemizde ve yurt dışında “Aldara % 5 krem” adıyla piyasalardadır.

%5 lik İmikimod (Aldara krem),  yalnızca siğilin üzerine sürülerek o bölgedeki hücresel tip bağışıklığı arttırarak etki eden bir kimyasaldır.  Aldara bir antiviral değildir. Aldara yalnızca cilt bölgesinde lokalize kalan ilaç o bölgedeki interferon alfa ve sitokinleri aktive ederek immün direnci yükseltir. Aldara krem sayesinde immün direnç yükselince o bölgeye hareket eden makrofaj ve lenfositler viral patolojiyi giderecektir. Aldara gebelikte Kategori B olduğu için güvenle kullanılabilir. Yapılan bilimsel çalışmalarda da Aldara kremin gebelik ve emzirme döneminde kullanımından ötürü herhangi bir olumsuz etkiye rastlanmamıştır. (Nitekim kremin cilde sürülmesi ile ancak binde 9’luk bir kısmı deriden emilmektedir.) Aldara kremin kullanımı bağışıklık sistemini de aktive ettiği için ileride olabilecek siğil nükslerinin de önüne geçebileceği iddia edilmektedir.

Genital siğil tedavisi için kullanılan Aldara krem ile tedavi süresi dondurma ve yakma tedavilerine göre daha uzun sürmektedir. Aldara ile anogenital siğil tedavi süresi haftada 3 uygulama ile 16 haftaya kadar uzayabilir. Aldara’nın (İmikimod) en çok görülen yan etkisi “eritem” yani ilacın hasta olmayan dokuya sürülmesine bağlı olarak gelişen geçici kızarıklıklardır. Bu nedenle ilaç tatbikinden 6-10 saat içinde ilişki yapılmaması ve sonrasında banyo yapılması önerilir.

Anogenital siğiller uzun dönemde tekrarlayabilir. Özellikle rahim ağzına yerleşmiş olan siğiller ileriki yıllarda az da olsa serviks kanseri (rahim ağzı kanseri) riskini arttırmaktadır.

Genital siğil çıkan hamileler de tedavi edilmeli midir?

Hamilelik vücut direncinin düşmesine neden olduğu için bazı kişilerde önceden olmamasına rağmen hamilelik dönemlerinde genital siğiller ortaya çıkabilir. Hamileliklerinde anogenital siğiller çıkan gebe hastalar uygun tedavi yöntemleri ile tedavi edilebilirler.

Gebelikte en uygun tedavi yöntemleri arasında krioterapi (dondurma tedavisi) ve cerrahi eksizyon (lezyonun cerrahi operasyonla çıkarılması) bulunmaktadır. Ancak gebelikte asit veya kimyasal ile yakma tedavileri önerilmemektedir. Gebelikte ortaya çıkan kondilomlar dirençli olabilir ve genelde ardı sıra bir kaç seans tedaviyi gerektirebilir.

Siğil nüksleri (tedavi sonrası tekrarlamalar) neden oluşur?

Anogenital siğiller yakma, dondurma ve hatta ilaç tedavileri sonrası bile hayatın belirli dönemlerinde tekrarlama şansına sahiptir. Buradaki en sık neden ise vücudun immün (bağışıklık) sisteminin düşmesi sonucu viral enfeksiyonun aktive olmasıdır.



kadin-dogum-uzmani

Kadın doğum uzmanı nedir?

Hamilelik, doğum, kısırlık, menopoz, gibi konularla ilgilenen ayrıca ultrasonografi ve kadın hastalıkları ile alakalı olan ameliyatları yapan özel ihtisas yapmış uzmanlaşmış doktorlardır.

Toplumda “kadın doğum uzmanı” veya “kadın doğumcu” isimleri de kullanılmaktadır.  Jinekolog veya jinekolog doktor aynı anlama gelir. Eskiden eşanlamlı olarak nisaiye uzmanı da kullanılmaktaydı.
Operatör doktor terimi ise, cerrahi branşlarda yer alan, yani ameliyat yapılan branşlardaki doktorları ifade etmek amacı ile kullanılmaktadır. Kadın hastalıkları ve doğum branşı da ameliyatları olan bir branş olduğundan dolayı operatör veya operatör doktor (kısaca Op. Dr.) tanımı, ismin başına getirilir. Aynı zamanda tüm kadın doğum uzmanları, operatör doktordur.

Ameliyat yapılmayan branşlardaki (dahiliye, dermatoloji, nöroloji, kardiyoloji gibi..) doktorlar için operatör doktor ifadesi yerine uzman doktor ifadesi kullanılmaktadır.

Kadın hasalıkları ve doğum uzmanı olabilmek için, ülkeler arasında az da olsa farklar bulunuyor. Ancak genel olarak, lise eğitiminin ardından tıp fakültesi (6 ile 7 yıl) daha sonra da uzmanlık eğitimi, yani ihtisas (5 yıl) yapılması gerekmektedir.

Kadın hastalıkları ve doğum uzmanlık eğitimi esnasında hamilelik, normal doğum, sezaryen, kısırlık,  tüp bebek, doğum kontrol yöntemleri, jinekoloji (kadın hastalıkları), onkoloji (kadın hastalıkları ile ilgili kanserler), ultrasonografi, kürtaj, menopoz, , ameliyatlar, laparoskopi, ve diğer değişik konularda geniş ve kapsamlı bir eğitim alınmaktadır.

Kadın hastalıkları ve doğum uzmanlık eğitimi ile ilgili eğitim verilen konular, belli bir düzeyde anlatılır. Bunun haricinde ki çeşitli konular için özel eğitim alan ve uzmanlaşmış doktorlar bulunmaktadır. Mesela, kadın hastalıkları ve doğum ihtisası esnasında alınan eğitim, tüp bebek veya onkoloji (kanser ameliyatları) konusunda doktorun uzman olmasını sağlamaz. Bu konular ile alakalı uzmanlık eğitiminin yapılmasının ardından, aynı zamanda ek olarak bir eğitim almak gerekir. Her kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, bütün konular ile ilgilenmeyebilir. Bir takım kısırlık ve tüp bebek konusu ile ilgili olarak takviye eğitimler alınıp, bu konu üzerinde çalışırlar. Bir kısmı ise, yalnızca kanser ameliyatları ile ilgili çalışırken, bazıları bir tek estetik ameliyatlar, veya vajinismus ile alakadar olur. Bu sebepten dolayı, bazı hastalıklarda konu ile özel olarak ilgilenen doktorların müdahale etmesi gerekmektedir.

Kadın doğum uzmanlarının konuları

– Gebeliğe hazırlık ve gebelik takibi

– Normal doğum ve sezaryen

– Rahim hastalıkları (miyom v.b)

– Yumurtalık hastalıkları (Over kisti v.b)

– Rahim ağzı hastalıkları (Smear testi, yara yakma, dondurma v.b)

– Küretaj

– Adet düzensizlikleri

– Vajinit (akıntı v.b)

– Gebelik ve diğer hastalıklarla ilgili ultrasonografi

– Doğum kontrol yöntemleri (Spiral takılması v.b)

– Kısırlık tedavisi (Aşılama, tüp bebek v.b)

– Dış gebelik

– Organ sarkmaları, idrar kaçırma

– Genital organların estetik ameliyatları

Kadın hastalıkları ve doğum uzmanları diğer doktorlar gibi devlet hastanelerinde, üniversite hastanelerinde, özel hastanelerde veya muayenehanelerinde hizmet verirler.

Obstetrik ve jinekoloji nedir?

“Obstetrik ve jinekoloji” kadın hastalıkları ve doğum anlamına gelir. Obstetrik doğum ile alakalı alanı ifade ederken, jinekoloji ise, hamilelik ve doğum dışında kalan kadın hastalıklarını ifade etmektedir.

Kadın hastalıkları ve doğum uzmanları diğer doktorlar gibi devlet hastanelerinde, üniversite hastanelerinde, özel hastanelerde veya muayenehanelerinde hizmet verirler.



kadın doğum doktoru

Kadın Doğum Doktoru (Jinekoloji) nedir? 

Jinekoloji kelime anlamı olarak jineko-loji yani “kadın-bilimi” anlamına gelir. Gynaika (gyne) yunanca kadın, Loji ise bilim anlamına gelmektedir. Jinekoloji kadın üreme organları ile ilgilenen bilim dalıdır.

Jinekoloji ‘nin Türkçede  karşılığı “kadın hastalıkları” şeklindedir. Eski ismi  nisaiye olarak da adlandırılırdı. Günümüzde nisaiye çok nadir olarak  kullanılmaktadır.

Jinekolog nedir?

Jinekoloji konusunda uzman doktorlara jinekolog denir. Jinekologlar jinekoloji dışında obstetri ( doğum bilimi), onkoloji ve kısırlık konusunda da eğitim alırlar.  Bu nedenle kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak isimlendirilirler. Tıp fakültesini bitirdikten sonra  “jinekoloji konusunda” uzmanlık (ihtisas) yapmış hekimlerdir. Ülkemizde tıp fakültesi sonrasında jinekoloji uzmanlığı 5 yıldır.

Kadın hastalıkları ve Doğum Uzmanı, kadın doğum doktoru, kadın doğum uzmanı, Kadın Doğumcu, Jinekolog Doktor, Jinekolog Hekim, Doğum Hekimi, Nisaiye Uzmanı, Doğum Doktoru, Nisaiye Hekimi, Jinekoloji Uzmanı, Nisaiyeci, Nisaiye Doktoru gibi terimlerin hepsi aynı anlama gelmektedir.

İngilizcede Jinekolog kelimesi “Gynecologist” (Gynecologist) olarak geçmektedir. Batılı bazı ülkelerde Kadın hastalıkları ve Doğum branşı, Kadın Hastalıkları (Jinekoloji) ve Doğum (Obstetri) olarak iki ayrı branş halindedir.

Kadın Doğum Doktoru (Jinekoloji) kadın üreme organlarına ait patolojileri içerir.

Örneğin vajinit, yumurtalık (over) kisti, myom, pelvik inflamatuar hastalık, Doğum kontrol yöntemleri (Spiral takılması v.b), rahim ağzı (serviks) hastalıkları, polip, polikistik over, infertilite (kısırlık), gibi hastalıklar ve bunlarla ilgili ameliyatlar jinekoloji içinde değerlendirilir. Erken gebelik aylarındaki patolojiler, dış gebelik, düşük, mol gebelik gibi durumlar da jinekolojinin kapsamına girer. Son gebelik ayları (6. ay – 24 haftadan sonrası) yani doğum ile ilgili konular obstetri biliminin kapsamına girer. Doğum kontrol yöntemleri, menopoz, idrar kaçırma problemleri, rahim sarkması, adet sancısı (dismenore), adet düzensizlikleri, kadın üreme organları kanserleri jinekolojiyi ilgilendiren diğer konulardır.

Jinekoloji (Kadın Doğum Doktoru) ile ameliyatlar ve cerrahi müdahaleler

Myomektomi (myom alınması ameliyatı),

Kistektomi (yumurtalık kisti ameliyatı),

Küretaj,

Histerektomi (rahim alınması ameliyatı),

Ooforektomi (yumurtalık alınması ameliyatı),

Tüp bağlama (tüp ligasyonu),

Histeroskopi, laporoskopi,(Kapalı cerrahi)

Sistosel-rektosel ameliyatları,

Rahim ağzı hastalıkları; Servikal serklaj, konizasyon, leep, servikal ve endometrial biyopsi,

Vulva biyopsisi, koterizasypn, kriyoterapi (yara yakma-dondurma)

Genital organların estetik ameliyatları

Jinekolojik hastalıkların tanısında jinekolojik muayeneden sonra en sık kullanılan tanı yöntemi ultraonografidir. Ultrasonografi karından (abdominal) veya vajina içerisinden (transvajinal) yapılabilmektedir.



Vajinal Estetik / Vajina Daraltma / Vajinoplasti

Genital estetik prosedürlerinden biri de vajinal estetiktir. Vajinal estetik vajina dokusunda doğumsal veya kazanılmış yapısal sorunların, normal doğuma bağlı travmaların veya yaşla ortaya çıkmış bazı değişikliklerin estetik/kozmetik işlemlerle düzeltilmesi şeklinde tanımlanabilir. Tek başına veya diğer estetik prosedürleri ile beraber eş zamanlı yapılabilir.

Vajinal estetik, vajina daraltma ve vajinoplasti aynı anlama gelmektedir.

Vajinal doğum, yaşlanma, travma veya genetik nedenlerle vajinal doku ve çevresindeki kasların sıkılığı, gerginliği ve gücü kaybedilebilir. Birçok kadın vajinasında gevseklik ve tatminsizlik hissederken erkek partneri de cinsel ilişki esnasında aynı duyguyu hissetmektedir.

Vajinal cerrahi operasyonlarda amaçlanan (vajinoplasti) cinsel ilişki esnasında sıkılığı ve tatmini arttırmaktır. Ayrıca cerrahi prosedür esnasında var olan inkontinans (idrar kaçırma) veya pelvik prolapsusa da müdehale edilebilir.

Vaginoplasti yani vajinayı daraltma operasyonu genellikle bir veya birden fazla normal vajinal doğum gerçekleştirmiş, zorlu, kilolu bebek doğumu hikâyesi olan hanımlara yapılmaktadır. Ancak henüz doğum yapmadığı halde yapısal olarak vajina genişliği olan bayanlara da uygun görüldüğü taktirde yapılabilir.

Genellikle şikâyet penisi kavrayamama, hissedememe, cinsel ilişki esnasında duyulan bolluk hissi ve hava çıkarma sesi gelmesidir. Bu operasyonda amaçlanan vajinadaki bol kısmı cerrahi olarak çıkartıp daraltmak ve altındaki bağ ve kas dokusunu penisi güzel kavrayacak şekilde sıkılaştırmaktır.

İleri yaşlardaki hanımlarda da zayıflayan bağ ve kas dokusu nedeniyle idrar torbası ve kalın bağırsağın vajinaya doğru bombeleşmesi görülebilir, hasta genellikle idrar kaçırma ve vajinada ele gelen kitleden şikâyet eder. Bu hastalara da vajinanın ön ve arka duvarına cerrahi düzeltme yapılır, idrar torbası ve bağırsağın vajen duvarına doğru bombeleşmesi ortadan kaldırılır.

Operasyon lokal veya genel anestezi ile yapılabilir. Ameliyat yaklaşık 30-45 dakika sürebilir, ameliyattan sonra 1-2 saat gözlem odasında istirahatin ardından hasta yürüyerek evine gidebilmektedir. 6 hafta sonra cinsel ilişkiye girilebilir. Genellikle eriyen dikiş iplikleri kullanıldığı için dikişlerinin alınmasına ihtiyaç duyulmamaktadır. Oldukça yüz güldürücü ve memnuniyet verici bir operasyondur.

vajina daraltma

Vajina daraltma ameliyatı nasıl yapılır?

Vajina daraltma ameliyatları genellikle vajinanın dış 1/3 kısmını kapsamaktadır. Yani vajinanın yaklaşık 4-6 cm dış kesimine yapılır. Operasyon vajinanın uzunluğuna ilişkin değildir. Sadece vajina çapını daraltmaya yönelik olarak yapılmaktadır. Vajinanın distal (dış genital bölge tarafı) 1/3 kesimdeki vajinoplasti sonrası çap daralması cinsel ilişkide sorun yaşayan çiftlerin sıkıntısını giderecektir.

Vajina daraltma ameliyatı niye yapılır?

Normal doğum ve yaşlanma süreci bağ dokunun (konnektif doku) zayıflamasına ve esneklik kaybına neden olacaktır. Tüm vücutta olduğu gibi vajina dokusunda da bu değişiklikler meydana gelebilmektedir. Vajina dokusu normalde genişleyebilen bir yapıya sahiptir. Ancak normal doğum yapan bayanlarda bebeğin makrozomik yani kilolu olması ya da normalde olsa çok doğum yapmış olmak, doğum dikişlerinin yani epizyonun dikilmesi esnasındaki olumsuzluklar vajinal bölgede genişlemeye sebep olmaktadır.

Toplumda bilinenden daha fazla kadında bu şikayet bulunmaktadır. Ancak kadınlar utanma ve kültürel nedenlerden ötürü bu durumu kabullenip çözüm arayışına girmemektedir. Bu duruma ilişkin herhangi bir çözümün olduğunun farkında değildir. Doğum esnasında bölgede meydana gelen çatlak ve yırtıklar bu bölgedeki bağ dokunun önceki sıkılığını kaybetmesine neden olmaktadır. Bu durum cinsel birliktelikte sıkıntılara yol açmaktadır.

Vajina genişlemesi nelere yol açar?

Vajina genişlemesi ile cinsel ilişki sırasında kişilerin karşılıklı aldığı haz azalmaktadır. Bu durum zamanla cinsel ilişki sayısında azalmaya ve buna bağlı sorunların ortaya çıkmasına neden olur. Vajina genişlemesi sadece cinsel ilişki bozukluklarına yol açmakla kalmayıp bölgede enfeksiyonların daha sık gelişmesine neden olabilmektedir.

Vajina daraltma sonrası dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

  • Vajina daraltma ameliyatı her ne kadar büyük bir işlem olmasa da tüm ameliyatlar gibi vajina daraltma sonrası doktorun verdiği antibiyotik ve ağrı kesici ilaçlar mutlaka kullanılmalıdır.
  • Doktorunuzun önerdiği temizlik kurallarına uyulmalıdır.
  • Bölgenin günlük özel bir pansuman yapılmasına gerek duyulmamaktadır.
  • Vajina temizliğinin önden arkaya ılık suyla yapılması önerilmektedir. Genital bölgenin mümkün olduğunca kuru kalması sağlanmalıdır.
  • Ameliyattan 3-4 gün sonra ayaktan duş şeklinde yıkanılabilir. Küvet ya da havuz benzeri temizlikler tercih edilmemelidir. Çünkü olası enfeksiyon sıklığını artırmaktadır.
  • Deniz ve havuza girmeyi düşünen bayanlar operasyondan yaklaşık en az 6 hafta sonra denize ve havuza girebilirler. Yine ameliyattan sonra 6 hafta içerisinde cinsel ilişkide bulunulmamalıdır.

Vajina daraltma ameliyatı sonrası tekrar genişleme olur mu?

Vajina daraltma ameliyatı sonrası eğer doğum yapmayacaksa bayanlar tekrar aynı sorunla karşılaşmazlar. Ancak gebelik ve doğum planı olan kişilerde özellikle normal doğum yapacaksa tekrar benzer sorunların ortaya çıkma olasılığı mevcuttur.

Vajina daraltma ameliyatı sonrası normal doğum yapılır mı?

Vajina daraltma ameliyatı yaptıran bayanlar tekrar benzer sorunla karşılaşmamaları açısından sezaryenle doğumu tercih edebilirler. Ancak tabi ki istenildiği takdirde bu bayanlar normal doğum da yapabilir. Normal doğum sonrası benzer bir şekilde vajina bölgesinin genişleme riski bulunacaktır.

Vajina daraltma ameliyatı sonrasında dikişler alınır mı?

Bu tür genital estetik ameliyatlarda kullanılan dikişler eriyebilir olduğundan işlem sonrası alınmasına gerek kalmaz.

Vajina daraltma ameliyatındaki dikişler görünür mü?

Yapılan işlem vajinanın dış 1/3’lük kesimine yönelik olmakla birlikte bu bölgedeki dikişlerin gözle görülmesi güçtür. Zaten eriyebilir dikişler kullanıldığından doku iyileşmesi ile birlikte fark edilmesi oldukça zordur.

Vajina daraltma işlemi sonrası kanama gelişir mi?

Vajina daraltma ameliyatı sonrası yaklaşık 7-10 gün lekelenme tarzında az miktarda kanama görülebilmektedir. Ancak daha fazla kanama olması durumunda, kokulu akıntı ya da daha farklı şikayetler gelişmesi durumunda doktorunuz bilgilendirilmelidir.

Vajina daraltma ameliyatında ağrı olur mu?

İşlem sedasyon ya da lokal anestezi kullanılarak yapılabilmektedir. Her iki anestezi şeklinde de sızlama tarzında az miktarda ağrı olabilir. Kullanılan ağrı kesiciler ve uyuşturucu iğneler ameliyatın konforlu bir şekilde geçmesine ve sonraki süreçte ağrıların mümkün olduğunca minimum düzeyde kalmasına neden olacaktır.

Vajina daraltma ameliyatının riski var mıdır?

Genital estetik operasyonlarının çoğunda olduğu gibi vajinoplasti ameliyatında da gelişebilecek olası riskler, kanama, enfeksiyon, doku zedelenmesi ve rektal bölge yaralanmalarıdır. Ancak bu operasyonlarda bu tür komplikasyonlar oldukça nadir görülmektedir. Tecrübeli ve deneyimli Kadın Doğum Uzmanı tarafından yapılan operasyonlarda işlem komplikasyonları neredeyse hiç görülmemektedir. Özellikle ameliyat sonrası doktorunuzun tavsiye ve önerileri ile kullanmasını söylediği ilaçlara uyulduğu takdirde enfeksiyon ve kanama riski de görülmeyecektir.



vajinismus

Vajinismus nedir?

Vajinismus rahatsızlığı vajinada yer alan kasın istem dışı kasılması ile cinsel ilişkinin olmaması ya da zor gerçekleşmesiyle kendini belli eden bir problemdir.

Genel olarak şu problemler görülür:

  • Karşı cinsi ile birleşmekten korkma ve daha sonraki birleşmelere denemek istememe
  • Disparoni (birleşmenin ağrılı ve zor olması)
  • Cinsel birleşmenin yarım olması (vajina içerisine penisin sadece bir bölümünün girmesi)
  • Vajina içine tampon ya da pedin yerleştirilememesi
  • Vajina içerisine parmağın girmemesi
  • Jinekolojik muayenelere karşı çekingen olma
  • Tedavi amaçlıda olsa fitil benzeri ilaçları vajina içerisine sokamama tarzı belirtileri vardır.

Vajinismusun en temel belirtisi o an geldiğinde kişinin panik atak benzeri bir durum yaşamasıdır. Yani kişi eşini iter, kasılır, endişe, korku, kaygı duyar. Bilinci açık olsa da kontrolünü yitirir, kontrol bilinçdışının eline geçer. Sanki kişi bilinçdışı tarafından negatif bir hipnoz transı haline getirilir.

Vajinismuslu hastalar kendi genital organ yapıları ile yoğun kaygıları vardır. Öncelikle kızlık zarının çok kalın olduğunu ve bu yüzden ilişkiye giremediğine odaklanır. Vajinasının her ilişkiye girebilen kadına göre çok daha dar olduğuna inanır ve bu durumdan dolayı penisin vajinaya penetrasyonunun mümkün olmadığını düşünür.

Eşinin cinsel organının daracık vajina bölgesine girişinde sanki duvara çarparmış hissi yarattığını ve vajinadan içeriye girmesi halinde ona zarar vereceğinden ve çok canı yanacağından emindir. Penis bir şekilde içeriye girse de orda kitlenip kalacağını ve dışarı çıkmasının da çok zor olacağını düşünür. Kızlık zarının bu sırada yoğun hasar göreceği kanamasının çok olacağına ve hastaneye gitmek zorunda kalacakları kaygısı taşır.

Cinselliği yaşayamayan kadınlar zamanla aşağıdaki duygu ve düşüncelere kapılabilir:

  • Duygusal tatminde azalma,
  • Herkesin bu kadar kolay yaptığı bir şeyi ben nasıl yapamıyorum?” şeklinde suçluluk,
  • Utanç duyma,
  • Kendinden nefret etme,
  • Hayal kırıklığı hissi,
  • Aile büyüklerinin ‘Ne zaman çocuk sahibi olacaksınız?’ soruları karşısında duyulan korku,
  • Başarısızlık kaygısı nedeniyle cinsel isteksizlik ve artık cinselliği hayatında erteleyerek bu durumdan kaçınmaya çalışır. Her ne kadar bu sorunu yaşayan kadınların ayrı ayrı yaşantı deneyimleri olsa da duyguları ortaktır.

Ortak duygu ve sıkıntılar;

Yalnızlık, Soyutlanma, Utanç, Ayıplanmak; Hiç kimseye söyleyemem çünkü hiç kimse beni anlayamaz. Bize gülerler. Arkadaşlarla, ailemizle nasıl bir araya geliriz bu yüzden her şey yolundaymış gibi davranalım. Eğer biri duyarsa rezil oluruz”

Hüzün; Evleneceğimiz günü sabırsızlıkla bekliyordum, romantik bir birliktelik hayal ediyordum, ama balayımız hayal kırıklığı ile doluydu. Başta sadece biraz zamana ihtiyacımız olduğunu düşünmüştüm. Ne kadar uğraşsak da cinsel birleşme yaşayamayacağımızı anladığımda şok oldum.”

Başarısızlık, Karmaşa, Gerginlik; Ben başarısızın tekiyim. Cinsel birleşmeyi bile beceremiyorum. Neden bedenim yapmak istediğim şeyi yapmıyor? Benim neyim var? Doktor bu acıyı ortadan kaldırmak için bu ameliyatın gerekli olduğunu söylemişti ama ağrılarım eskisinden daha fazla.”

Depresyon; Her gün ne yapacağımı şaşırıyorum. Sürekli bir mücadele içerisindeydim. Herkesin rahat bir cinsel yaşamı var. Ama benim neden yok? Bunun üstesinden asla gelemeyeceğim.”

Suçluluk, Suçlama; “Bu kocam için bir haksızlık. Hepsi benim suçum. Ben ikimizin hayatını da mahvediyorum.”

Korku – Baskı; Acaba benimde bir gün cinsel yaşamım olacak mı? Cinsellik acaba keyif verecek mi? İlişkim bu süreci atlatabilecek mi? Sevgilim, nişanlım veya partnerim vajinismus olabilir mi?”

Yukarıda bahsedilen özelliklere sahip kızlar; genellikle flört döneminde erkeğin zorlaması veya terk etme baskısı olmadan cinsel yakınlaşmalara çok sıcak bakmazlar, sınırlı sorumlu yapı kooperatifleri gibi cinselliği de sınırlı konuşurlar ve paylaşırlar, sorulduğunda babalarını daha çok severler, erkeklere güven duymada zorlanırlar ve bekâretlerini ilk geceye saklama eğilimindedirler.

Vajinismuslu Kadınların Ortak Aile Özellikleri

  • Baskın, tehditkâr, alkolik veya mental yıkım içinde bir baba,
  • Cinsellikten hoşlanmayan veya cinselliği bir görev gibi algılayan bir anne,
  • Fiili şiddet, sık çatışma veya ayrı yatak odalarının bulunduğu sağlıksız ebeveyn ilişkisi,
  • Özel, aşırı koruyucu, sedüktif (ayartıcı, baştan çıkarıcı) veya sınırların belirgin olmadığı baba-kız ilişkisi

11Vajinismus Tanısı

Ayrıntılı olarak kişisel bilgileri, ailesel yapıları sorgulanır ve cinsel öyküleri alınır. Daha sonra yapılan jinekolojik muayene ile vajinismusun derecesi belirlenir ve hastaya özel tedavi planı oluşturulur. Çift konuyla ilgili detaylı olarak bilgilendirilir. Kaç seansta ve hangi uygulamalarla sonuca ulaşılacağı anlatılır.

Vajinismuslu bir hasta, tedaviye başlamadan önce mutlaka bir jinekolog tarafından muayene olmalıdır çünkü vajinismus oluşumunda % 5-10 oranında anatomik veya organik kökenli faktörler etkili olabilir.

Kızlık zarı yapısının kişiden kişiye farklı yapıda olması ve kızlık zarının pek çok varyasyonunun olması cinsel ilişkiye engel olabilmektedir. Kliniğimizde basit bir jinekolojik muayene ile teşhis konarak anatomik defektlere yönelik cerrahi işlemler uygulanmaktadır.

Kızlık zarı yapısı ileri derece kalın veya septalı ise lokal anestezi ile yaklaşık 15- 20 dakika süren hymenektomi (kızlık zarı çıkartılması) operasyonu yapılmaktadır. Eğer hastanın vulvar vestibulit sendromu veya PID gibi ağrılı cinsel ilişkiye neden olan organik bir problemi varsa bu durum vajinismusla karışabileceği için yine vajinismus tedavisi öncesi mutlaka jinekolojik muayene uygulanmalıdır.

Vajinismusun tanısı ilk cinsel aktivite sırasında olanları çiftin anlatmasıyla konulur. Vajinanın üçte bir dış kısmanda koitusu yani cinsel birleşmeyi engelleyecek boyutta yineleyici ve sürekli olarak istem dışı kasılma olması ilk seferde orta şiddette yaşanır, ancak çoğunlukla ilişkiye izin vermeyecek biçimde ağrılıdır. Bu duruma Primer Vajinismus denir. Primer vajinismusda kişi hayatında hiçbir başarılı cinsel birleşme yaşayamamıştır. Primer vajinismusun altında yatan en önemli sebep korkudur.

Daha önce hiç vajinismus problemi olmayanlarda doğum, düşük, kürtaj kötü ve sert yapılan bir jinekolojik muayene sonrası, yırtıklar ve enfeksiyonlara bağlı olarak nadiren görülenlere ise Sekonder Vaginismus denir. Sekonder vajinismus genellikle disparoniye yani ilişki esnasında ağrıya bağlı olarak gelişirken nadiren de daha önceden tedavi olmuş olan kişilerde problemin tekrarlaması şeklinde de oluşabilir.

Vajinismus tedavisi

Önce özel bir ilgi ve uzmanlık alanı olan jinekolog ve cinsel terapist tarafından çiftin cinsel öyküsü alınıp tam bir jinekolojik muayene yapılır.

Ama vajinismus sorunu olan kadınların büyük çoğunluğu jinekolojik muayene olmak istemezler hatta muayene hakkında konuşulması bile aynen ilişkide olduğu gibi panik ve korkuya sebep olabilir. Daha sonra bilinçaltındaki gereksiz korkuları yenmek için danışanların rahatlatılması, gevşemesi, heyecan ve korkuları yatıştıracak ruhsal bir ortam oluşturulması için cinsel terapiye geçilir.

Çifte cesaretli olmaları, başaracaklarına inanmaları ve güvenerek sabırla beklemeleri konusunda telkinlerde bulunulur.  ; vajinanın genişleyebilir esneyebilir bir organ.

Cinsel terapi sırasında çifte ayna tutma egzersizleri, idrar tutma egzersizleri, çatı kaslarını gevşetme ve kasma egzersizleri, kegel egzersizleri, parmak egzersizleri, çubuklarla aşk kaslarının eğitimi egzersizleri, sınırlı penis girişi egzersizleri vb. “invivo duyarsızlaştırma”, “invitro duyarsızlaştırma” ve “pelvik taban rehabilitasyonu” öğretilir.

Tedavinin birinci aşamasında invivo duyarsızlaştırmada hastanın kendi vücudunu tanıması için “dokunma ve okşama egzersizleri” ve parmak egzersizleri yaparak, bir anlamda ilişki sırasında ortaya çıkan panik atağın küçük çaplı bir benzerini yaşaması hedeflenir. İnvitro duyarsızlaştırma da ise benzer durum hastanın kendi parmağı ile değil plastik kanüller veya eşinin parmağı ile sağlanır. Her ikisinde de amaç; vajinanın genişleyebilir esneyebilir bir organ olduğunun kişiye gösterilmesi, ilişki sırasında yaşanan panik atağın küçük bir benzerinin oluşturulması ve bununla başa çıkmayı öğrenmeyi sağlamaktır. Egzersizler sırasında yapay kayganlaştırıcıların kullanılabilir. Bu duyarsızlaştırmayla paralel olarak hastanın pelvis kaslarını tanımasını ve onlara hakim olmasını sağlayan Kegel Egzersizleri de yapılır.

Cinsel terapide eşten gelen ruhsal destek çok önemlidir.

Tedavinin ikinci aşamasında ise ilişki öncesi ön sevişmenin uzun tutulması ve kadının iyice uyarılmasının üzerinde durulur. Cinsel terapistin uygun görmesi durumunda ilaç tedavisi de uygulanabilir. Cinsel terapi süresi hastalığın şiddetine göre birkaç seanstan 10-12 seansa kadar değişebilir.

Vajinismus ve Gevşeme Egzersizleri

Bu egzersizde önce duş alınır, eşle birlikte yatakta yan yana sırt üstü yatılır. Derin nefesler alıp verilir. Ayakuçlarınızdan itibaren sırasıyla boynunuza kadar tüm kaslar kasıp gevşetilir. Günde en az 20 dakika yapılmalıdır. Biz bunları terapi sırasında pratik yaparak öğretiyoruz.

Vajinismus ve Fantezi Modellemesi

Cinsel terapi döneminde her gece yatakta, uyumadan önce, gözler kapalı bir şekilde eşle cinsel birliktelik hayal edilir, buna “fantezi modellemesi” denir. Hayalin gerçekmiş gibi yaşanması önemlidir.

Vajinismus Tedavisinde Parmak Egzersizleri

Cinsel terapide danışan çiftin ve terapistin birlikte aşması gereken üç önemli tabu vardır.

Bu tabular;

  • Vajene bir şey girmesi tabusu, ( Kişinin kendi parmağını vajene sokması )
  • Vajene bir başkasının bir şeyinin girmesi tabusu ve ( Eşin parmağının vajene sokulması )
  • Vajene penis girmesi tabusu.

Cinsel ilişki sırasında ortaya çıkan panik atağın küçük çaplı bir benzerini yaşatmak ve bununla başa çıkmayı öğretmek için öncelikle hasta kendi parmaklarıyla egzersizlere başlar, daha sonra eşinin parmağı ile egzersize devam edilir. Parmak egzersizlerinde amaç; vajinanın genişleyebilir bir organ olduğunun kişiye gösterilmesidir.

Egzersizler sırasında yapay kayganlaştırıcıların kullanılabilir. Parmak egzersizlerine geçmeden önce vajinanın nasıl bir organ olduğunun görülmesi için bir ayna karşısında incelemesini içeren ayna tutma egzersizleri yapılır. Daha sonra cinsel terapist tarafından çifte vajinanın çok küçük olduğu konusundaki korkunun hayal ürünü olup gerçeklere dayanmadığı, vajina duvarlarının son derece esnek olduğu, buradan doğum sırasında bir bebeğin kafasının çıkabildiğine göre penisinizin de kolayca geçebileceği izah edildikten sonra, “egzersiz sırasında herhangi bir aşamada rahatsızlık hissederseniz bir sonraki aşamaya geçmeyin ve neyin rahatsızlık verdiğini anlamaya çalışın”, “vajinal kasların sıkıştığını hissettiğinde biraz ara verin” önerilerinden sonra aşağıdaki “parmak egzersiz programı” uygulanır. Bu program kendi parmaklarıyla bireysel ve eşinin parmaklarıyla eşli egzersizi şeklinde iki aşamadan oluşur. Bireysel Parmak Egzersizi kadın için en zor olanıdır, fakat bunu bir kez başarırsa, diğer aşmalar daha kolay gelişecektir. 

Bireysel Parmak Egzersizleri

Parmak egzersizi öncesi gevşeme egzersizi yapın. Egzersiz boyunca da gevşek olmaya ve gevşekliği korumaya çalışın.

Öncelikle bebek yağını elinize ve vajinanıza sürün. Bir elinizle klitorisinizi bulun, belli bir ritimde ve basınçta okşayın. Diğer elinizle göğüslerinizi veya hoşunuza gidecek bir başka bölgenizi okşayın.

Uyarıldığınızı düşündüğünüzde vajeninize deliğine dokunun. Parmaklarınızı vajen deliğinin etrafında daire hareketleri yaparak uyarıya devam edin.

Sulanma olduğunda iyice kayganlaştırılmış serçe parmağınızın ucunu ilk boğuma kadar sulanmış vajeninize sokun. Kendinizi rahat ve gevşemiş hissedene kadar orada tutun ve bekleyin. Daha sonra daire hareketi yapın.

Rahatsanız ikinci boğuma kadar sokun. Yine bir süre bekleyin ve daire hareketi yapın.

Hala rahatsanız tamamını sokun, bekleyin ve daire hareketi yapın. Hiç rahatsızlık duymayana kadar egzersize devam edin.

Aynı egzersizi daha kalın bir parmak olan orta parmakla tekrarlayın.

Aynı egzersizi işaret ve orta parmaklarınızı birleştirerek iki parmakla tekrarlayın. Daha sonra eşli egzersize geçin.

Eşli Parmak Egzersizleri

Egzersiz öncesi eşinizle birlikte gevşeme egzersizi yapın.

Eşinizle sevişin. Onun sulanmasını sağlayın.

Bebek yağını elinize ve eşinizin vajinasına sürün. Bir elinizle klitorisini bulun, belli bir ritimde ve basınçta okşayın. Diğer elinizle eşinizin göğüslerini veya hoşuna gidecek bir başka bölgesini okşayın.

Uyarıldığını düşündüğünüzde vajen deliğine dokunun, parmaklarınızı vajen deliğinin etrafında daire hareketleri yaparak uyarıya devam edin.

Sulanma arttığında işaret parmağınızı ilk boğuma kadar eşinizin vajenine sokun. Eşiniz kendini rahat ve gevşemiş hissedene kadar orada tutun ve bekleyin. Daha sonra daire hareketi yapın.

Eşiniz rahatsa ikinci boğuma kadar sokun. Yine bir süre bekleyin ve daire hareketi yapın.

Hala rahatsa tamamını sokun, bekleyin ve daire hareketi yapın.

Eşinizden gevşemesini ve vajinasını çevreleyen kasları sıkıp gevşetmesini isteyin. Parmağınızın sıkıldığını hissedin. Eşinizin de parmağınızı sıktığında içinde hissetmesini isteyin.

Sonra parmağınızı çok yavaşça ileri geri hareket ettirin ve hızınızı eşinizi rahatsız etmeyecek kadar arttırın.

Daha sonra aynı egzersizi işaret ve orta parmaklarınızı birleştirerek iki parmakla tekrarlayın. Daha sonra penis egzersize geçin.

Birkaç hafta yapılan parmak egzersizlerinden sonra sınırlı penis girişi egzersizine geçilir. Sınırlı penis girişi egzersizinde kadının tamamen uyarılmış olmasından ve ekstra kayganlaştırıcı kullanıldıktan sonra, onun istediği kadar yavaş ve nazik olarak hareket etmesine imkan veren kadının üstte olduğu pozisyon seçilir. Başlangıçta fazla sert girmeyip penisin vajinasında bulunmasından kaynaklanan duygulara alışması sağlanır. Bu amaçla önce penis başı vajenin içine yerleştirilir.

Sınırlı Penis Girişi Egzersizleri

Egzersiz öncesi eşinizle birlikte gevşeme egzersizi yapın.

Eşinizle sevişin. Onun sulanmasını sağlayın.

Bebek yağını elinize ve eşinizin vajinasına sürün. Bir elinizle klitorisini bulun, belli bir ritimde ve basınçta okşayın. Diğer elinizle eşinizin göğüslerini veya hoşuna gidecek bir başka bölgesini okşayın.

Uyarıldığını düşündüğünüzde vajen deliğine dokunun, parmaklarınızı vajen deliğinin etrafında daire hareketleri yaparak uyarıya devam edin.

Sulanma arttığında sırt üstü yatın. Eşiniz üste dizleri bedeninizin her iki tarafında olmak üzere diz çökmesini sağlayın.

Eşiniz rahatsa penis başını biraz aşağı doğru indirerek vajenin girişine yerleştirin.

Hala rahatsa tamamını penis başını vajene sokun, bekleyin.

Herşey yolundaysa eşinizden kalçasını ileri doğru hareket ettirerek penisinizi tamamen içine almasını isteyin ve yine bekleyin.

Eşinizden gevşemesini ve vajinasını çevreleyen kasları sıkıp gevşetmesini isteyin. Penisinizin sıkıldığını hissedin. Eşinizin de penisinizi sıktığında içinde hissetmesini isteyin.

Sonra eşinizden kalça hareketleri ile çok yavaşça ileri geri hareket etmesini isteyin ve eşinize hızını kendini rahatsız etmeyecek kadar arttırması yönünde telkinde bulunun.

Daha sonra aynı egzersizi her gün tekrar edin.

Vajinismusta Plastik Kanuller yardımı ile hastanın kendi konturolünü  yapacak şekilde vajinal girişler denenebilir. Bu girişimler ask kaslarının eğitimi için yapılır.

Vajinismus ve Hipnoz

Son yıllarda vajinismus tedavisinde hipnoz yani hipnoterapi de başarılı sonuçlar vermektedir. Hipnoz bir uyku değildir, aksine bir uyanıklık, farkındalık ve telkin alabilirliğin arttığı derin bir gevşeme durumdur. Bilinç açık olduğu için hipnoza girildiğinde istemediğiniz bir şey size yaptırılamaz. Vajinismusta hipnoz tek başına yeterli değildir. Önemli olan hipnozu hipnoterapiye çevirmektir. Bunun için hipnoz altında verilen telkinler, zihinsel ve imgesel uygulamalar ile endişe, korku ve kaygılar ortadan kaldırılır. Böylece cinsel ilişkinin ağrı ve acı olmadan olabileceğine dair inanç artar. Bu bağlamda; hipnoterapi ile danışanların kendilerinin bile farkında olmayıp bilinç altına attıkları tüm olumsuz düşünceleri bir yerde su yüzüne çıkararak adeta bir “farkındalık durumu” yaratılmakta ve bu sayede korku ve kaygıların azaltılması sağlanmaktadır. Ortalama 6 seans da hipnoz ile değiştirilmiş bilinç hali oluşturulur, var olan zihnin dirençleri ortadan kaldırılır ve bilinçdışı süreçlerde zihinsel manevralar yapıp yeni olumlu şartlı refleks arkları oluşturulan imgeleme teknikleri ile sonuca varılır. Bilinç dışı olaylar çözülür, şartlı refleks ile cinsel birleşme öncesinde anahtar işaretlerle rahatça kullanabilen gevşeme teknikleri öğretilir, kasılma gevşemeyle yer değiştirilir, cinsel birleşme ile ilgili imajinasyonlar yaşatılır, ruhsal istek ve orgazma ulaşma konusunda çift eğitilir.

Vajinismusta gebelik ve annelik

Bazı jinekologlar doğum sırasında vajinismusun kendiliğinden çözülebileceğini düşünseler bile; doğum yapan ve anne olan kadının vajinismusu genellikle devam eder, sonlanmaz. Çünkü bu çiftler genellikle sezaryeni tercih ederler. Hamilelik boyunca çiftlerin aralarındaki problemler de devam eder.

Vajinismuslu hastaların cinsel birleşme olmadan da gebe kalmaları son derece nadir olsa da mümkün. Vajinismuslu eşlerin dış genital bölgesine ejekulasyon sonucu atılan spermler hareket edebilirler. Önce vajinaya, vajina içinden de rahim ve sonrasında tüplere ulaşarak ovulasyonla atılmış bir yumurtayı dölleyerek gebelik oluşumuna neden olabilir. Cinsel birleşme olmadan kızlık zarının hala olduğu, bakire bayanlarda da benzer gebelik tabloları ile karşılaşmaktayız.

Daha önceden yanlış tedavi merkezlerinde yanlış tedavi uygulamaları nedeniyle vajinismus tedavisinin başarılı olacağına inançları kalmayan hastaların çoğunun direk çocuk sahibi olabilmek için tüp bebek merkezlerine başvurduklarına da tanık oluyoruz. Her ne kadar çiftlerin tüp bebek veya aşılama ile çocuk sahibi olma şansları olsa da, vajinismus ve cinsel problemleri çözüme ulaşamayacaktır.

Cinsel birliktelik yaşayamamış çiftlerin çocuk sahibi olmak için başvurdukları tüp bebek veya aşılama ile gebelik şansları % 30- 40 oranında değişmektedir. Kullanılan hormon ilaçlarının yan etkisi, tedavi için geçen zamanın yorucu ve uzun olması ve yüksek maliyeti bu tedavi sırasında mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Tüp bebek tedavisi ile yorucu, stresli bir tedavi ile sonrasında yaşadıkları başarısızlık cinsellikle birlikte yaşadıkları hayal kırıklığını daha da derinleştirecek ve mutsuzluklarını artıracaktır. Oysa vajinismusun doğru tedavi merkezlerinde ortalama 3 veya 4 gün içinde yapılabilecek % 100 tedavisi ile hem doğal yollardan gebelik şansınızı hem de kalıcı olarak cinsel probleminizi çözme şansınızı yakalayacaksınız.

Vajinismusun çözüme ulaşması ile çiftlerin birbirleri ile iletişimi daha da güçlenir ve sosyal ortamlarda kendilerine olan güvenleri artar. Hem özel hayatlarında hem de iş hayatlarında daha mutlu ve huzurlu hissederler. Vajinismus sorunununda başarıya ulaşmış hastalarımızın hemen hepsi tedavi sonrası hayatlarından bir sanki bir sis perdesinin kalktığını ve bu kadar kolay tedavi olabileceklerini tahmin etmediklerini şaşkınlıkla ifade ederler.



normal dogumBüyük Mucize

Bir yumurta ve spermin buluşmasıyla başlayan, bir canlının doğumu ile biten gebelik dönemi dünya üzerinde gerçekleşen en büyük mucizedir. Aylardır haftalardır kimi zaman yıllardır beklenen mucize ile tanışma, yüzünü görme, elini tutma ve kokusunu içine çekme anıdır doğum.

Bu mucize yüzyıllardır kendi kendine gerçekleşmekte, hatta sağlık hizmetinin olmadığı yıllarda bile, insanlar doğum yapabilmekteydi. Zamanla bilim ve tıp geliştikçe gebelik ve doğum hakkında birçok yeni bilgiler edinildi. Günümüzde kadın hastalıkları ve doğum doktorunun öncelikli görevi normal gelişim gösteren sürece gereksiz müdahale etmemek, sürecin anormal gittiği durumlarda ise anne ve bebek için en doğru kararı vermektir.

Dileğimiz bu canların güzellikler içinde büyümesi, görevimiz ise bu zor günde anne babayı yalnız bırakmamak,  destek olmak, motive etmek ve sağ salim anneyi ve bebeğini emaneti olarak olarak gördüğümüz babaya teslim etmektir. Anne ve bebeği babanın bir emaneti olarak görürüz. Bir erkek için en değerli hazinesidir ailesi. Bu nedenle üzerine titrer gözümüz gibi koruruz bu emanetleri.

Her şey sona erdiğinde, anne ve babanın dünyadaki en önemli eserleri olan bebek kucağa alındığında ise yaşanan bütün sıkıntılar yerini tarifi imkânsız bir huzur ve mutluluğa bırakır.

Tanımlar

Gebelik ve doğum fizyolojik bir süreç olup, kadın yaşam döngüsündeki beş dönemden biridir. Bu dönemler; çocukluk dönemi, ergenlik dönemi, üreme dönemi (Gebelik-doğum), menopoz ve yaşlılık dönemleridir.

Bir gebeliğin 37. haftadan sonra herhangi bir müdahale yapılmaksızın normal vajinal yoldan doğmasına normal doğum (= vajinal doğum) denir. Yurtdışında kullanılan isim ise vajinal doğumdur.

  1. haftadan önce olan doğumlara ise erken doğum denir. Erken gerçekleşen bir doğum bebek açısından başta solunum olmak üzere bazı riskler taşımaktadır.

Doğum başladıktan sonra takip ve doğum esnasında kullanılan her türlü yöntem doğumu müdahaleli hale getirmektedir. Kasılmaların başlaması veya güçlendirilmesi amacıyla verilen Suni sancı, ağrı kontrolü için yapılan Epidural anestezi, bebeğin doğumunu kolaylaştırmak için annenin vajina ve anüs arasındaki perine adı verilen bölgenin kontrollü olarak kesilmesi işlemi olan Epizyotomi (Dikişli doğum) veya bebeğin çıkışını hızlandırmak/kolaylaştırmak için Vakum ya da Forseps kullanılması müdahaleli doğum kapsamına girer. Bu işlemlerden herhangi birinin kullanıldığı doğuma Müdahaleli Doğum adı verilir.

Günümüzde ne yazık ki bir anlam karmaşası hakimdir. Müdahaleli doğumlar o kadar çok artmış durumdadır ki yeni bir tanım daha oluşmuştur. Bu yeni tanım da Doğal doğumdur. Doğal doğumun anlamı hiçbir müdahale yapılmadan tamamlanan doğumdur. Doğal doğum ve hazırlık süreci diğer makalede anlatılmıştır.

Doğum eylemi ya da travay yani doğum sancıları, dış dünyada yaşamak için hazır hale gelmiş bebeğin anne bedeninden ayrılmasıyla sonuçlanan bir süreçtir. Bu sürecin başlangıcı düzenli rahim kasılmalarının ortaya çıkmasıdır. Bitişi de bebeğin doğması, plasenta ve diğer gebeliğe ait yapıların anne bedeninden ayrılması, yani rahimin boşalmasıyla olur.

Normal Doğum öncesi Annedeki değişiklikler:

Çiftlerin çocuk sahibi olmaya karar verdiği andan itibaren yaşanan heyecanlar doğum yaklaştıkça iyice artmaya başlar ve doğumun ilk işaretleri ile birlikte doruğa ulaşır. Heyecan ve aynı zamanda bilinmezlik beraber artmaktadır.

Doğum eyleminin başarıyla sonuçlanabilmesi için anne adayının bedeninde eylem öncesi dönemlerde birçok hazırlık yapılır. Büyük olasılıkla tüm gebeliğiniz boyunca etrafınızdaki pek çok kadın size kendi doğum öyküsünü anlatacak, bazısı çok zorlandığını bazıları da çok rahat bir doğum yaptığını söyleyecektir. Bu hikayelerin ortak yanı hiçbirinin diğerinin aynısı olmamasıdır. Gerçekten de doğum eylemi özel bir durumdur. Farklı kadınlarda değişik şekillerde olduğu gibi aynı kadının farklı doğumları da birbirinden çok değişik olabilir.

Ancak doğum eyleminin farklı olmasına karşın yaklaşan doğumun belirtileri genelde benzerdir.

Normal Doğum öncesi son 1 ay içerisindeki değişiklikler

Gebeliğin son 3 ayından itibaren yavaş yavaş ve giderek sıklaşarak bel ve kasık ağrıları artar. Leğen kemikleri yavaş yavaş açılır. Doğuma uygun hal alır.  Bu ağrılar normaldir. Oturup kalkmak uzun yol yürümek zorlaşır.

Vajinal akıntıda hafif bir artış olur. Sulu ve saydam bir akıntı görülebilir

Memelerde hassasiyet ve dolgunluk sıklıkla görülür. Bazen doğuma kadar belirgin büyüme olmayabilir. Doğumdan önce süt gelebilir ve normaldir. Meme ucu sıkılmamalı ve oynanmamalıdır.

Gebeliğin son haftalarına doğru rahimde Braxton-Hicks kasılmaları adı verilen seyrek ve hafif kasılmalar olur. Bu kasılmalar öncü kasılmalardır. Aslında rahim doğum provası yapmaya başlamıştır. Özellikle akşamları görülürler ve günde 5-6 kez, birkaç saatte bir olurlar. Bu kasılmalar rahim ağzının yumuşaması için hazırlık kasılmalarıdır. Doğumu başlatmazlar. Tedirgin olmanıza gerek yoktur. Bazen sık ve ağrılı olabildikleri halde genelde düzensizdirler. Bu ağrılara halk dilinde Yalancı Sancı denir.

 Yaklaşan doğumun belirtileri

Yaklaşan doğum bulguları doğumun günler veya hafta içinde gerçekleşeceğini gösteren bulgulardır.

Kasılma sıklığı ve şiddetinde artma

Anne adayı tarafından hissedilebilen Braxton-Hicks kasılmaları denen bu kasılmaların amacı rahim ağzını doğum eylemine hazırlamaktır.

Doğum yaklaştıkça rahim ağzı önce yumuşar, rahim ağzının uzunluğu kısalır ve hafif bir açılma meydana gelir.

volkan-slider3

Karında düşme, hafifleme;

Doğum yaklaşırken bebeğin kafası doğum kanalına doğru iner. Bu sayede göğüs boşluğu ve diyaframınız üzerindeki baskı azalır. Gebeliğinizin son dönemlerine nefes almada zorlanmaya başlamanız normaldir. Bebeğinizin artık diyafram kasını iyice yukarı doğru itmesi ve göğüs boşluğunun azaltması bunun temel nedenidir. Bebeğinizin kafası aşağıya inince artık daha rahat soluk alıp verebildiğinizi ve sanki hafiflediğinizi hissedebilirsiniz. Öte yandan bebeğin başının aşağıya inmesi mesaneniz üzerindeki baskının artmasına neden olur. Bunun sonucunda da tıpkı gebeliğinizin erken dönemlerinde olduğu gibi sık sık idrara çıkma gereksinimi duyarsınız. Bebek aşağıya indiğinde dışarıdan bakanlar karın yapınızın değiştiğini söyleyebilirler. Ya da nadiren ne siz ne de dışarıdan bakanlar böyle bir değişimin farkında olmayabilirler.

Nişan Gelmesi

Gebelik boyunca rahim ağzını kapatan kalın mukus tabakası rahim içine bakterilerin girişini engeller. Doğuma yaklaştıkça rahim ağzındaki incelme ve gevşemeye bağlı olarak bu mukus tabakası atılır. Bu olay tüm gebelerde görülmeyebilir; genellikle kanlı koyu kıvamlı bir akıntı şeklindedir ve doğum eyleminin başlamasından dakikalar, saatler ya da günler önce atılabilir.

Aşırı enerjik olma

Tüm hamileliğiniz süresince kendinizi çok bitkin ve yorgun hissedebilir ve fırsat bulduğunuz her an ufak bir şekerleme yapmak gereksinimi duyabilirsiniz. Ancak bir sabah uyandığınızda kendinizi bir anda çok enerjik hisseder ve temizlikten alışverişe pek çok işi yapak için koşuşturur vaziyette bulabilirsiniz. Doğum yapacak dişi kuşun ağaç üzerinde ev yapma dürtüsü benzeri bir duygudur.

Kasık ve Makatta dolgunluk hissi

Bebeğin aşağı inmesinden meydana gelir. Çok sık idrar yapma, idrar yaptığı halde rahatlayamama, idrar yapmada güçlük ve idrar kaçırma şikayetleri olabilir.

Normal Doğum Nasıl Başlar?

Doğumun nasıl başladığını anlatmadan önce doğumun nasıl gerçekleştiğinden bahsedelim biraz.

Bir gebeliğin normal yoldan sonlanabilmesi üç ana faktöre bağlıdır. Bunlar; rahme bağlı, bebeğe bağlı ve annenin kemik çatısına bağlı faktörler olarak sınıflandırılabilir.

Bu üç faktör;

  • İtici Güç (rahim kasılmaları)
  • Yol (kemik yapı-çatı)
  • Yolcudur (bebek).

 

Doğumun olabilmesi için bu üç faktör birbiri ile uyumlu bir şekilde çalışmalıdır. Rahimin açılabilmesi için düzenli aralıklarla kasılmalıdır ve bu kasılmaların karşısında rahim ağzının açılmasına engel bir durum olmamalıdır. Rahim açıldıktan sonra devam eden kasılmalar bebeği rahim dışına itecektir. Bu itmenin sağlanması için bebek uygun pozisyonda olmalı ve yine önünde bir engel bulunmamalıdır. Ayrıca doğumun gerçekleşebilmesi için son olarak, bebeğin geçeceği yol ile yolcu (bebek) arasında bir uyumsuzluk söz konusu olmamalıdır.  Bebeğin normalden iri veya yolun normalden dar olması doğumun olağan gidişatını engelleyecektir.

Anne Karnında bebek resmi.

Doğumun bitişi de bebeğin doğması, plasenta ve diğer gebeliğe ait yapıların anne bedeninden ayrılması, yani rahimin tamamen boşalmasıyla olur. Anne adayının vücudunda gebeliğin algılanmaya başlamasıyla birlikte aslında daima kasılmaya programlanmış olan rahimin kasılmaları baskı altında alınır. Normal koşullar altında bebeğin olgunlaşma süreci tamamlanana kadar da rahim kasılmalarının baskılanması devam eder.

Doğum eylemi (travay) yani doğum sancıları, dış dünyada yaşamak için hazır hale gelmiş bebeğin anne bedeninden ayrılmasıyla sonuçlanan bir süreçtir. Bu sürecin başlangıcı düzenli rahim kasılmalarının ortaya çıkmasıdır. Bebeğin doğuma hazır olduğunu gösteren tek bulgu doğumun kendiliğinden başlamasıdır. Bu durum sadece erken doğumlarda geçerli değildir.

Normal doğumların %96’sı baş gelişi, geri kalan kısmı da makat gelişi ya da daha nadir olan yan geliş şeklinde olur.

Kasılmaların sıklaşması ve güçlenmesi ile beraber önce rahim ağzının kıvamı yumuşamaya başlar. Rahim ağzının yönü başlangıçta annenin bel kemiğine doğru iken; daha sonra öne, mesaneye (idrar torbası) doğru yön değiştirir. Bu sırada yavaş yavaş rahim ağzında “silinme” denen bir süreç başlar. Bu sırada rahim ağzının uzunluğu azalır ve incelir. Bu şekilde yumuşamış, incelmiş, olgunlaşmış rahim ağzı artık doğum eyleminin başlattığı kasılmalara daha duyarlı hale gelir ve açıklığı giderek artmaya başlar.

İlk doğum söz konusu ise genellikle önce rahim ağzının olgunlaşma hazırlıkları olur, daha sonra kasılmalar başlar. Daha önceden doğum yapmış olanlarda ise rahim ağzı olgunlaşması süreci doğum eyleminde doğum ağrılarının başlamasıyla paralel gider.

 Doğumun başladığını nasıl anlaşılır?

Anne adaylarının en sık sorduğu sorulardan biri doğumun başladığını nasıl anlayacağım sorusudur. Bu sorunun cevabı çok basittir. Bir kadının doğurduğunu anlamaması mümkün değildir. Her kadının ağrı algısı ve ağrı eşiği birbirinden farklıdır. Bu nedenle her kadının hastaneye başvurduğunda açılması farklı düzeydedir.

Doğumun başladığını gösteren bulgular;

10 dakikada bir gelen düzenli kasılmalar veya Su kesesinin açılmasıdır.

Düzenli Kasılmalar

Daha önceden bahsedilen hazırlayıcı kasılmalar (Braxton-Hicks) bazen o kadar şiddetli olur ki, anne adayı bunu doğum eylemiyle karıştırabilir. Özellikle ilk doğumunu yapacak anne adayları için bu hazırlık kasılmaları yanıltıcı olabilir. Gerçek doğum kasılmalarının veya sancısının nasıl bir şey olduğunu bilmeyen anne adayları bu hazırlık kasılmaları sırasında telaşlanabilirler.

Gerçek doğum ağrıları,

Kasılmalar düzenli olarak tekrarlar ve kasılma araları sıklaşarak 2-4 dakikada bire düşer.

Kasılmaların şiddeti gittikçe artar 45-60 saniye sürer.

Rahim ağzında yumuşama ve açılmaya sebep olur.

Dinlenme, uzanma ve duş ile tamamen geçmez.

Yalancı doğum sancıları (Braxton-Hicks),

Kasılmalar düzensiz aralıklarla olur, araları uzundur ve düzenli tekrarlama olmaz.

Kasılmaların şiddeti aynı kalır, gelip geçici ağrılardır.

Kasılmalar çoğu kez dinlenmekle geçer ve rahim ağzında açılmaya neden olmaz.

Rahim kasılmaları beynin hipofiz bezinden salgılanan “Oksitosin” isimli hormon tarafından sağlanır. Ayrıca yine vücutta “prostaglandin” adı verilen bazı maddelerin konsantrasyonundaki değişimler kasılmaları tetikleyebilir. Başlangıçta daha az sıklıkla ancak yine de düzenli aralıklarla gelen doğum ağrıları belirli bir süre sonra yaklaşık olarak 10 dakikada üç kez ortaya çıkar ve her bir kasılma periyodu ortalama 40-50 saniye sürer. Anne adayı rahim kasılmalarını kendi eliyle karında sertleşme olarak hissedebilir. Eğer bu kasılmalar belli bir düzene girmişse ve dinlenmekle geçmiyorsa doğum için hastaneye gitme zamanı gelmiş demektir.

 Su kesesinin açılması

Doğum eyleminin başlangıcı her zaman öncelikle kasılma ve ağrıların başlaması şeklinde olmaz. Bazen ağrılar başlamadan önce su kesesi açılabilir (Suların Erken Gelmesi ). Su kesesi açıldığında bebeğin durumunun değerlendirilmesi için hastaneye gitmek uygun olur. Amnion sıvısı rahim içindeki bebeğin beslenmesi yanında bebeği dış travmalardan ve enfeksiyonlardan koruyan önemli bir içeriktir. Amnion zarının yırtılması sonucu suyun gelmesi ile hem bebek hem de anne adayı enfeksiyonlara maruz kalabilecektir.

Genellikle suların gelmesinden sonra ilk 24 saat içinde sancılar kendiliğinden başlar. Bu süreç uzamasına rağmen doğum eylemi başlamıyorsa, bebek ve annede enfeksiyon riski arttığından dolayı doğumun suni olarak indüksiyon (serumla suni sancı) ile başlatılabilir.

Doğum eyleminin üç temel evresi vardır

  1. Evre; rahim ağzında açılmaya neden olacak güçteki kasılmaların başlamasıyla rahim ağzının tam açılmasına (10 cm) kadar geçen süreçtir. Bu dönem ortalama 4-12 saat sürer.

Bu evrede servikal açıklığın artması ile birlikte bebeğin başı da içeride bazı manevraları yaparak aşağıya inmektedir

(Aşağıdaki resim).

  1. Evre; tam açık olan rahim ağzından durumundan bebeğin tamamen doğmasına kadar geçen süreci ifade eder. Bu dönem ortalama 1-2 saat sürer.

III. Evre; bebeğin tamamen doğması ile plasenta ve eklerinin bütünü ile atılmasına kadar geçen süreçtir. Bu evre sonucunda doğum sonuçlanmış olur. Ortalama ½ saatlik bir sürede plasentanın çıkması tamamlanır.

  1. Evre: Doğum sonrası kanama kontrolu: Doğum sonrası 1 saatlik dönem doğumun 4. evresi olarak değerlendirilir. Bu dönemde olası bir rahim gevşemesine bağlı veya doğum kanalından kaynaklanan kanamalar gözlenebilir.

Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte doğumda plasentanın çıkmasından hemen sonra annede titreme nöbeti görülür. Bu ciddi bir durum değildir ve bir süre sonra kendiliğinden geçer. Adrenalin deşarjına bağlı olarak çıktığı düşünülmektedir.

Ne zaman hastaneye başvurmak gereklidir?

Doğuma yukarıda ifade edildiği gibi ağrılar sıklaşıp şiddeti arttığı zaman gidilmelidir. Gerçek doğum sancıları başladığı zaman gebe bunu diğerlerinden farklı olduğunu algılayabilir.

Bazen ise hiç doğum sancıları başlamadan amniyon suyu gelebilir. Suyun gelmesi hafif hafif ama sürekli şekilde olabileceği gibi birden bacakları ıslatır tarzda da olabilir. Bu durumda da acil olarak doktorunuzu arayınız.

Kanama gebelik süresince riskli bir durumdur. Her türlü kanama dikkatlice değerlendirilmelidir.  Az veya çok kanamanın olması doğumun habercisi olmakla beraber gebelikle ilgili bir problemi de ifade edebilir.

Bebeğin hareketlerinde azalma hissedilmesi durumunda da hastaneye başvurulmalıdır. Bu da bebeğin sıkıntıya girdiğinin işareti olabilir. Bu durumda genellikle NST çekilerek ve ultrason değerlendirmesi yapılarak karar verilir.

 Hastanede sizi ne bekliyor?

Hastaneye geldiğinizde bebeğinizin durumunun değerlendirilmesi için yapılacak olan ilk işlem vajinal muayene ve arkasından NST çekilmesidir.

Pelvik muayene bitiminden sonra bebeğin kalp atımları ile rahim kasılmaları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacıyla yaklaşık olarak 20 dakika süreyle kardiyotokografik inceleme yani NST (Non Stress Test) yapılır.

Bu incelemeler sonucunda gerçek doğum eylemi başlamadıysa, muayene, ultrason, NST bulguları normalse tekrar eve dönülebilir. Özellikle daha önceden doğum yapmamış anne adayları doğum eylemi henüz tam başlamadan başvurabilirler.

NORMAL DOĞUMUN AVANTAJLARI

 Fizyolojiktir. Doğa, doğumu en son vajinada sonlanan bir kanaldan bebeğin çıkışına göre ayarlamıştır.

Annenin bebeği ile daha erken teması ve emzirmenin daha erken dönemde başlaması sağlanır.

Sezaryene göre daha az travmatiktir, hızlı toparlanılır ve kısa sürede normal hayata dönülür. Hastanede daha kısa süre kalınır.

Vajinal doğum esnasında bebek doğum kanalından geçerken, bebeğin akciğerlerinde bulunan sıvıların dışarı atılması daha kolay olduğundan doğumu takiben solunum problemi yaşanma olasılığı daha düşüktür.

Ayrıca, bebeğin annenin doğum kanalından geçerken maruz kaldığı bazı faydalı mikroorganizmalar bağışıklık sisteminin erken evrede gelişmesine ve bebeğin bağırsaklarının korunmasında faydalıdır.

Normal doğumun tıbbi avantajları arasında ise doğum sonrası kanama nedeniyle rahim alınmasının daha az olması ve doğuma bağlı anne ölümlerinin daha düşük oranlarda olması sayılabilir.

Gebelik sürecinde anne adaylarının bazı temel bilgileri alması gebeliğin hem fiziksel hem de psikolojik olarak sağlıklı bir şekilde tamamlanmasını sağlar.

Sütün gelmemesi gibi problemler daha az görülür.

Anne ve bebek arasındaki duygusal bağ daha kısa sürede oluşur.

Normal doğum ile ilgili anneleri korkutan en büyük sebeplerin başında; anne adaylarının bilgi eksikliği ve anlatılan abartılı doğum hikâyeleri yer alır. Bunun yanı sıra normal doğumun da bir takım dezavantajları vardır. Bunlardan en biri; önceden doğum tarihini ve zamanını ayarlayamamaktır. Doğum her hangi bir gün günün herhangi bir saatinde başlayabilir. Ya doğumum başladığında profesyonel yardım alamazsam endişesi anne adaylarını korkutur ve sezaryen ile doğuma yöneltir. Bu sorun günün herhangi bir saatinde ulaşabileceği profesyonel yardım garantisi verilerek aşılabilir. İkinci önemli neden ise anne adaylarına anlatılan abartılı doğum sancılarıdır. Günümüzde ilaç dışı rahatlatıcı teknikler yardımıyla bir çok gebe epidural anestezi almadan doğumu tamamlayabilmektedir. Zorlanılan durumlarda da epidural anestezi kullanılabilir.

Sezaryen, annenin karın ön duvarı ve rahim ön duvarının kesilerek bebeğe ulaşılması ve bu yolla bebeğin anne vücudu dışına alınmasıdır. Sezaryen ile doğum bir alternatif doğum şekli değildir. Anne ve veya bebekle ilgili bir problemin varlığında doğumun bir an önce gerçekleşmesi için başvurulan bir acil doğum şeklidir. Burada dikkat edilecek husus normal doğumun annenin sağlığını tehlikeye atması ve bebeğin doğum kanalından geçişinin imkânsız olması veya bebeğe zarar vermesidir.

Sezaryen ile gerçekleşen doğum sonrasında annenin hastanede kalış süresi ve ameliyat sonrası iyileşme zamanı uzar ve bu da maliyetin artmasına sebep olur. Aynı zamanda annenin iyileşme süreci uzun olduğu için bebeği ile ilgilenmesi ve onu emzirmesi de daha zor olur.

 Doğumdan sonra hayat ne zaman normale döner?

Doğum sonrası 40 gün deniz, havuz, jakuzi ve cinsel birliktelik önerilmez.

  1. gün dolunca doktor kontrolü sonrası bunlar serbest bırakılır. Bu kontrolde doğum kontrol yöntemleri hakkında bilgi verilir. Smear alınır. Dikişler kontrol edilir. Rahim ultrason ile değerlendirilir. Annenin eksik aşı ve vitaminleri tamamlanır.

Doğumdan sonra ne zaman adet gelir?

Kişiden kişiye değişir. Emzirme varsa 1 yıla kadar adet gelmeyebilir. Genellikle 6 aydan sonra adet baslar. Adetler emzirme esnasında düzensiz olur. Adet gelmeden tekrar gebelik olabilir. Bu nedenle etkin korunma mutlaka gereklidir.

Epiduralli Doğum

Kadın Doğum Ünitelerinde başarı ile uygulanan bir diğer doğum yöntemi epidural anestezi ile vajinal yolla doğumdur. Diğer bir ismi ağrısız doğum olarak bilinse de aslında bu doğru bir adlandırma değildir. Bu doğum şeklinde asıl hedef, ağrı ve sancıları anne adayının tolere edebileceği düzeye indirgemektir.

“Ağrısız Doğum” şeklinde bir adlandırma anne adayında beklentileri yükseltecek doğum eylemi esnasında karşılaşacağı ve hiç hazır olmadığı beklemediği sancılar motivasyonunun bozulmasına neden olmasına neden olacaktır. Motivasyon kaybı çabuk yortulmasına ve pes etmesine neden olabilir.

Oysa bilinçli gebelik eğitim programımız ile bedenen ve psikolojik olarak doğuma hazır olan anne adayı önceden her yönden bilinçli hale geldiği için böyle bir sorunla yüz yüze gelmemektedir. 9 aylık gebelik sürecinde egzersizlerle dengeli beslenme ile gereksiz kilo artışı olmayan doğum kaslarını güçlendiren anne adayı, aktif doğum eyleminin başlaması ile servise kabul edilir.

Epidural Anestezi ile doğum talebi var ise ağrıları, sancıları sıklaşmadan epidural kateter yerleştirilir. Bu işlem öncesi gerekli kan testleri yapılır anestezi doktoru tarafından değerlendirilir.  Damar yolu açılır. Sıvı tedavisi verilir, lavman yapılır. Belli aralılarla rahim ağzındaki açılma, incelme ve bebeğin başının seviyesi muayene ile değerlendirilir. Bebeğin kalp atımları incelenir. Hasta bu esnada odada dolaşabilir, oturabilir, yatabilir. Ancak kateter mevcut olduğu için duşa giremez. Rahim ağzı açıklığı 4 cm e erişince epidural kateterden ağrı kesici ilaç başlanır. Böylece bir yandan sancılar tolere edilebilecek düzeye gerilerken, rahim ağzındaki açılma hızla ilerler ve 10 cm e erişir. Rahim ağzında tam açıklık oluşunca anne adayının ıkınma ile bebeği itmesi istenecektir. Bunu sağlamanın en kolay ve etkili yolu epidural kakaterden o zamana dek sürekli giden ağrı kesicinin dozunu azaltmaktır.

Suni Sancı Nedir?

Doğum sürecini başlatan oksitosin adlı hormondur. Hamilelik süreci tamamlandığında vücutta bu hormon doğal yollarla salgılanmaya başlar. Ardından rahimde kasılmalar meydana gelir. Bu kasılmalar normal doğum sancılarıdır. Bu hormonun dışarıdan vücuda verilmesi yolu ile doğumun başlatılması, suni sancı ile doğum olarak adlandırılır. Yani suni sancı aslında dışarıdan verilen oksitosin hormonudur.

Suni Sancı Nasıl Verilir?

Bu hormon vücuda genellikle serum yolu ile verilir. Az miktarda hormon sulandırılır ve damar içerisine uygulanır. Damla sayısının kontrol altında olması gerektiğinden infüzyon pompası olarak adlandırılan cihaz ile serum verilir. Düşük damla sayısı ile başlanarak çoğaltılır.

Suni Sancı ile Doğumun Riski Var mı?

Öncelikle suni sancı uygulanması durumunda hastanın mutlaka monitöre bağlanmış olması gerekir. Çünkü rahimdeki kasılmalar izlenerek 15 ila 20 dakika aralıklarla suni sancı arttırılmalıdır. Oluşabilecek risklerden en önemlisi kasılmanın istenenden daha fazla oranda meydana gelmesidir. Rahmin aşırı kasılması bebek için sıkıntı anlamına gelir. Bu da kendiliğinden başlayan bir doğum ile karşılaştırıldığında daha fazla mekonyum (kaka) ve ani kalp atışı düşme riskidir.

 Suni Sancıyla Doğum

Ancak infüzyon pompasının kullanılması ve anne adayının karnının rahim hareketlerinin monitörde izlenmesi bu riskin oluşmasını engelleyebilir. Çok ender durumlarda meydana gelen rahim yırtılması da oluşabilecek bir diğer risktir. Yine ender şekilde su zehirlenmesi denilen durum da meydana gelebilir. Genel kuralların uygulanması durumunda bu yöntemin gayet güvenilir olduğu bilinir. Ancak suni sancının normal sancıdan daha şiddetli olduğu da bilinmelidir.

 Suni Sancı Sonrasında Sezaryen Uygulanabilir mi?

Şayet suni sanı uygulamasında bazı aksilikler meydana gelmesi, istenen tepkilerin anne adayından alınamaması gibi durumlar ortaya çıkarsa rahatlıkla sezaryene geçilebilir. Ancak bu konuda karar hekime bırakılmalıdır. Bazı anne adayları suni sancının şiddeti nedeniyle normal doğumdan vazgeçerek sezaryen doğum talep edebiliyor. Fakat doğumun başlaması durumunda bu talep hekim tarafından reddedilebilir. Bunun nedeni bebeğin zarar görmesinin önlenmesi, bir diğer deyişle risk alınmamasıdır.

Anne adayının normal doğum yapmasına engel olabilecek bazı durumlar saptanırsa suni sancı ile doğum da riskli olabilir. Bu durumda hekimler sezaryen ile doğum önerir. Suni sancı ile doğum yönteminin uygulanabilmesi için normal doğuma engel hiçbir durumun söz konusu olmaması gerekir.



Spiral nedir?

spiral-takmaSpiral  ile korunma, doğum kontrol yöntemleri içerisinde sık kullanılan bir yöntemdir. Farklı şekillerde çeşitleri olan ve istenmeyen gebeliklerden korunmak için tercih edilen yöntemler arasında olan spiral, kadınların istedikleri durumlarda uygulanır. Kadınların hamile kalmalarını engellemek için rahim içine yerleştirilen 2–3 santim boyutlarında T şeklinde olan bir alettir. Spiral takılı olan bir rahimde iltihabi bir durum oluşturulur ve böylece embriyo rahim içine yapışmaz. Bu iltihabi durum enfeksiyon durumu değildir. Farklı bir süreçtir.

Sonuçta kadınların yumurtaları döllenmiş bile olsa yumurtalar rahime tutunamaz ve gebelik oluşumu engellenmiş olur. Spiral kullanımı olan kadınlarda rahime ulaşan spermler spiralde bulunan bakır teller tarafından öldürülür ve böylece kişinin hamile kalmasını önlenir. Spiral kullanımı doğum kontrol yöntemleri arasında en etkili çözümlerden birisi olsa da diğer korunma yöntemleri gibi spiral kullanımı yönteminde %100 koruyuculuk garanti edilmemektedir. Çok az sayıda da olsa spiral kullanımı olmasına rağmen ortaya çıkan gebelikler bulunmaktadır.

Spiral güvenilir, az yan etkiye neden olan, kullanımı kolay ve en çok tavsiye edilen etkili korunma yöntemlerinden biridir. Spiral ilaç ya da hormon içermez dolayısıyla kilo alma-verme, bel ağrısı vb. şikayetler söz konusu değildir.

Spiral nadiren ilk takıldığı az çok az kasık ağrısı şikayetine neden olabilmektedir. Adet kanaması normalde çok olan kadınlarda, spiral kanama miktarını biraz artırabileceğinden tavsiye edilmez. Adetleri normal miktarlarda olanlar için herhangi bir sorun olmaz. Adetleri çok olan kadınlarda aynı zamanda kanamayı da azaltan HORMONLU SPİRAL ( MİRENA )tercih edilir.

Spiral kullanırken dış gebelik olur mu?

Spiral çok etkili bir doğum kontrol yöntemidir. Gebelik ihtimalini en aza indirdiği gibi dış gebelik riskini de oldukça azaltır. Fakat spiral kullanırken hamile kalınırsa gebeliğin normal gebelikten çok dış gebelik olma ihtimali yüksektir.

Spiral kayması: Spiralin vajina içine veya rahim ağzına doğru kaymasıdır. Spiral ile korunan kadınların 1 yıl arayla spiral kayması olup olmadığını doktoruna kontrol ettirmesi önerilmektedir.

spiral-takma-2Spiral kayarsa ne olur?

Kayan spiralin koruma etkisi azalır bu durumda spiralin çıkartılması ve yenisinin takılması gerekir.

Spiralin kayıp kaymadığı nasıl anlaşılır?

Spiralin kaydığı durumlarda adet günleri dışında lekelenme ve kanamalar görülebilmektedir. Ayrıca aşağı kaymış spiral ilişki sırasında penise temas ederek basit yaralanmalara neden olabilir. Kişi, bu şikayetler haricinde spiralin kaydığını anlayamaz. Ancak şüphelenirse; vajinal muayenede veya ultrason ile spiralin kaydığı anlaşılır.

Spiral kayması kimlerde görülür ve nedenleri nelerdir?

Spiral (ria) kayması sıklıkla, çok doğum yapanlarda rahim ağzının çok geniş olmasından kaynaklanmaktadır. Bir başka neden ise spiral takıldıktan sonra yerine tam yerleşmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Bundan dolayı spiral takıldıktan sonraki adet döneminde kayma olup olmadığı kontrol edilmektedir.

NADİREN Spiralin karın içerisine kayması

Spiralin idrar torbası içine ya da karın içine kaydığı durumlar çok nadir görülebilmektedir (endişe etmeyin). Bu vak’alarda spiralin ameliyat ile çıkarılması gerekmektedir. Spiral Ne Zaman Takılır?

Hastanın hamile olmadığından emin olabilmek için spiralin adet zamanında takılması tercih edilir.

spiral-takma-3

 Rahim İçine Spiral Nasıl Takılır?

  1. Vajina içine plastik ya da metal spekulum takılır.
  2. Vajina ve rahim ağzı antiseptik solüsyonla temizlenir, bütün işlemler rahimde enfeksiyon olmaması için steril olarak yapılır.
  3. Spiral hazırlanıp, rahim içine takılır.
  4. Spiralin ipleri 2-3cm kalacak şekilde kesilir. (Spirali çıkartmak için bu ipleri tutup çekmek yeterlidir.)

Spiral Takılırken Ağrı – Acı Hissedilir mi?

Spiral taktırmak sadece 1 – 2 dk. süren bir işlemdir. Spiral takılırken veya takıldıktan sonra hemen herhangi bir ağrı hissedilmez ve hasta günlük hayatına – işine devam edebilir. Bazen çok az kasık ağrısı olabilir.



Kızlık zarı muayenesi kadın doğum uzmanı ( jinekolog) tarafından yapılır. Kızlık zarı veya latin adıyla himen (hymen) vajina girişinde, yaklaşık 1-2 santimetre içeride küçük dudakların iç kısmına bağlı bir şekilde bulunan, 2-3 mm inceliğinde zarımsı bir deri kıvrımıdır. İsmi eski Yunan’da evlilik ve düğün tanrısı Hymenaeus’tan gelmektedir. Bekaret zarı veya bakirelik zarı da denmektedir.

Kızlık zarı, dış genital yapı oluşumları içinde kabul görmektedir. Kızlık zarının orta kısmında bir açıklık bulunmaktadır ve bu açıklıktan vajinal salgılar ve adet kanaması gelmektedir. Farklı şekillerde olabilen bu doku en sık hilal şeklinde gözlenir. Kızlık zarı ince kılcal damarlarla çevrilidir.

Kızlık zarının yeri

Kızlık zarı vajinanın hemen giriş kısmında yer almaktadır. Dışarıdan yaklaşık olarak 1-2 cm kadar içeride yerleşmiştir. Kızlık zarının yeri aşağıdaki resimde net olarak görülmektedir.

kizlik-zarinin-yapisi-featured

Kızlık zarı, isminden dolayı zar gibi düşünülse de aslında bir zar değildir. Gebeliğin 7 ve 12inci haftaları arasında embriyoda dış cinsiyetin gelişmesi gözlenir. Bu sırada embriyodaki genital duvarlar birleşip yapışarak erkeklerde testis torbasını oluştururken dişilerde bu duvarlar ayrılarak küçük (labia minora) ve büyük (labia majora) dış dudakları oluştururlar. Ancak ayrılma sonucu ortada kalan zarımsı doku kızlık zarı adı verilen yapıları oluşturur.

Tıbbi açıdan işlevi tam olarak bilinmemektedir. Anne karnındaki bebeğin vajinasını mikroorganizma girişlerinden korumak için ortaya çıktığı düşünülmesine rağmen bilimsel olarak bu etkisi de kanıtlanamamıştır. Aslında kızlık zarının sadece bir doku kalıntısı olduğunu düşünülmektedir. Günümüzde kızlık zarının fizyolojik bir görevinden çok sosyolojik bir fonksiyonu vardır.

Kızlık zarı, çocukluk çağlarında daha kalın bir yapıya sahiptir. Ergenlik çağıyla birlikte artan östrojen hormonu ile kızlık zarı daha ince ve esnek bir yapıya kavuşur. Kızlık zarı dokusunun olması gerektiğinden daha kalın yapıda olması, cinsel ilişki esnasında çiftlere sıkıntı verebilmektedir. Kızlık zarının kalın olması sonucunda bayanlarda vajinismus sorunu ortaya çıkabilmektedir.

Bakire nedir?

Önceden cinsel ilişkiye girmemiş olan kız (“bakir” ise erkekteki karşılığıdır). Bakirenin Latincesi  “virgo” dur. Latin dillerinde (örneğin İngilizce’de) “virgin” olarak geçer.Halk arasında bakire kızlar “kız oğlan kız” veya “kız” olarak da geçer.

Bekaret nedir?

Kelime anlamı ile saflık, temizlik, masumluktur. Konu ile ilgili anlamı ise cinsel ilişkinin olup olmadığı ile ilgili bir kavramdır.

Bekaret Bozulması ve Kızlık Kanı

Kızlık zarının ortası delik yapıda olup vajina girişini tamamen kapatmaktadır. Soğan zarı ince bir yapıdadır. Vajinaya bu kızlık zarının ortasındaki delikten daha kalın bir şey girdiği zaman bu zar bozulmaktadır. Kızlık zarı denilen yapı vajina duvarlarına doğru çekilme yaptığı zaman içinde bulunan kılcal damarlar yırtılmaktadır. Bu sebeple birkaç damla kan gelmektedir.

Kızlık zarı patlaması, kızlığın bozulması, kızlığın gitmesi, bekaretin bozulması, bekaret kaybı, kızlık zarının delinmesi, bekaretin gitmesi, kızlık bozulması, kızlık bozma, kızlık zarının bozulması, kızlık kanaması, bekaret zarı kanaması; kızlık zarı kanaması yerine kullanılabilen ve aynı anlama gelen terimlerdir.

bekarest-bozulmasi-ve-kizlik-kani

Kızlık zarı sürtünmeyle, yabancı cisim ile, dikkatsizce yapılan masturbasyonla, genital bölge alanına travma/darbe ve normal bir cinsel ilişki ile bozulabilir. Bazen tamamen yırtılmayıp, kısmi yırtılabilir veya sadece zedelenebilir. (kızlık kanaması)

Bu gibi durumlarda kızlık zarı diktirme yani “bekaret tamiri” (bekaret onarımı) yapılabilir. Bu operasyonların psikoloji üzerinde de pozitif etkisi bulunmaktadır. Pek çok genç kız bakire olmadıklarından ötürü evlenmeyi asla düşünememekte, hatta sağlıklı flört arkadaşlıkları kurmaktan bile çekinmektedir. Bazen de sadece eski ilişkilerini unutmak ve yeni bir başlangıç yapmak için bile dikim yaptırmayı tercih edebilirler.

 

Kızlık zarı muayenesi

Kızlık zarının bozulduğu sadece oluşacak kanama ile anlaşılabilir. Ancak zarın özel yapısına ve esnekliğine bağlı olarak nadiren kanama görülmeyebilir. Bu durumda kızlık zarının esnekliği ve yırtılıp yırtılmadığı ancak jinekolog muayenesi ile anlaşılabilir. Kızlık zarı testi, Hymen (hymen) muayenesi, bekaret testi, bekaret denetimi, bakirelik testi, bakirelik incelemesi gibi farklı isimleri olan ve herhangi bir durum sonrasında kızlık zarının bozulup bozulamadığını ortaya koymak için yapılan özel jinekolojik muayenenin adıdır. Kızlık zarı muayenesinde kişinin sahip olduğu kızlık zarının tipi de belirlenebilmektedir.

Kızlık zarı muayenesi jinekolojik muayene masasına yatan hastanın dış dudak (büyük dudak) adı verilen kısımlarının yana çekilmesi sonucunda içerideki kızlık zarının gözlenmesine dayanan bir muayene şeklidir.

Tamamen ağrısız olan ve birkaç saniye süren bu muayene şeklinde; kişinin rahat olması, muayene sırasında derin nefes alıp vererek kendisini gevşetmesi işlemi son derece kolaylaştıracaktır.

Toplumsal Baskı

Gelişmiş toplumlarda kızlık zarı önemini giderek yitirmesine rağmen Türk toplumunda genç kızlar ve erkekler tarafından en çok merak edilen konulardan biridir.

toplumsal-baski

Bekaret kızlık zarının bozulmamış olmasıdır. Öncesinde cinsel ilişki yaşanıp yaşanmadığının kanıtı olarak kabul edilmektedir. Genel olarak kızlık zarı bayanların el değmemişliğin ve masumluğunun simgesi olarak görülmektedir. Geleneksel yapıda, evliliğin ilk gecesindeki cinsel ilişki sırasında bozulması beklenmektedir. Ancak ilişki sırasında kanama her zaman olmayabilir. Bu durum gerek kişisel sorunlara gerek ailevi ve evlilik problemlerine neden olabilmektedir.

 


İletişim

Adres: Ali Çetinkaya Bulvarı No: 52 Daire: 25-26
Alsancak, İZMİR
0 (532) 365 39 68
0 (232) 464 00 98

Profaj İnternet Hizmetleri