Dr. Volkan Dede

BLOG


kuzenimin-2-ssvd-dogumuBir gün gelip de burada kendi kuzenimin doğumunu yazacağım aklıma gelmezdi. Çok yoğun bir hafta idi ve hemen hemen her gün bir doğum oldu. Bu nedenle hikayeleri yazmaya ancak yeni fırsat bulabildim.
Kuzenim Füsun ‘un bir önceki doğumunda da beraberdik ve ikinci kez sezaryen ile doğum yapmıştı. Bu gebeliğinde daha ilk görüşmemizde geldi karşıma oturdu. Ben ssvd denemek istiyorum dedi. O anda aklıma gelen ilk şey bir problem yaşarsak bu durumu aile içinde insanlara nasıl anlatırız olmuştu. İlk görüşmemizde bu konuda ne kadar istekli olduğunu farketmemiştim. Ancak görüşmelerimiz devam ettikçe Füsun’un bu konuda ne kadar istekli olduğunu zamanla daha iyi anlamıştım. Eğitim, kitaplar ve doğumda başında sana özel bir ebe olmadan yani doğuma hazırlık yapmadan olmaz dediğimde her isteğimi kabul etmişti. Daha erken gebelik haftalarında doğuma hazırlık eğitimini tamamlamış ve Gözde Çavuş ile beraber doğum planlarını yapmıştı bile.
37. gebelik haftasında dışarıda arkadaşları ile gezerken suyu gelmişti. Mecburen hastaneye yatmıştık. İlk 24 saati tamamlamıştık. Henüz düzenli kasılmalar başlamamıştı. Hem doktor hem de bir aile yakını olarak sorumluluklar artık ağır gelmeye başlamıştı. Doğumu artık ilaçla başlatmak istediğimi söylediğimde sorumluluğa ortak olup benden beklemek için bir 24 saat daha istediler. Orta noktada buluşup bir 12 saat daha beklemeye karar verdik. Beklenen 36 saatin sonunda isteğimiz düzenli kasılmalar oluşmamıştı ve suni sancıya başlamıştık. Suni sancının 4. saatinde nihayet kasılmalar başlamıştı. Eşi Cenk ve Gözde Çavuş ile beraber beklenen 14 saatin sonunda yeğenim Ceylin epizyotomiz bir doğumla dünyaya geldi. Kordonun geç klemplenmesi ve sınırsız ten tene temas sonrası Cenk de kordonu kesti. Gurur yürüyüşü ile çıktık doğumhaneden.
Bir ssvd doğumda hem doktor hem de aile yakını olarak bulunmak zor görevmiş. Kendi akrabalarını doğumdan uzak tutmak ise diğer bir zor taraf oldu. Umarım akrabalar bana kızmamışlardır. Bu doğumdaki gayretleri için Gözde Çavuş ve Cenk’e tekrardan teşekkür ederim. Aramıza hoş geldin aramıza Ceylin. Belki bir gün bu yazıları okursun güzel yeğenim. Herkese iyi bayramlar.


doguma-hazirlik.jpg

doguma-hazirlik

Nildem sezaryen sonrası vajinal doğum denemek istiyordu. Doğuma hazırlık eğitimi almış artık Berra bebeğin geleceği günü bekliyordu. 41+4 de doğum kendiliğinden başlamış, 1 cm açılma ile hastaneye yatmıştı. Başlangıçta düzensiz olan kasılmalar sonradan düzene girmişti. Doula Gamze Oruç erkenden desteğe başlamıştı. Beraber kasılmaları güzel karşılıyorlardı. Doğumumuz yavaş ilerliyordu. Nst ‘de kalp atışlarımız ise çok iyidi. Uzun bir bekleyişin ardından 3 cm açılmamız olmuştu. Artık doğumun aktif dönemine yakındık. Bu sırada kendiliğinden su kesemiz açılmıştı. Suyumuz koyu yeşildi. Yani mekonyumlu idi. Eş zamanlı minik minik kalp atışlarımızda bozulmalar da başlamıştı. Karar zamanı gelmişti. Aile ile ortak bir kararla anne-bebek dostu sezaryen kararı verildi. Ameliyathane ısıtılıktan sonra sezaryen’a başlandı. Spotların kapatılması, kordonun geç kesilmesi ve süresiz ten tene temas ile sezaryen tamamlandı. Annemiz de, Berra Bebek de sağlıklı bir şekilde odalarına indiler. Doğum kontrol edilebilen bir eylem değil. Öncesinde tercihlerinizi belirlediğiniz ama o an geldiğinde sadece gevşeyerek kendinizi bırakabileceğiniz ve o anın getirebileceği tüm olasılıklara da hazırlıklı olunması gereken bir süreç. (Sonuç sezaryen bile olsa) Zaten doğuma hazırlık eğitiminin de temeli bu. Doğuma doğru hazırlanma ile fanatizm arasındaki ince çizgi de tam nokta. Bu doğumda Berra Bebek’ in tercihi sezaryen oldu. Aramıza hoş geldin Berra Vuslat Bebek.



En genel anlamıyla kürtaj, rahimde meydana gelen istem dışı veya sağlığı tehdit eden gebeliklerin sona erdirilmesidir. Bu işlem, mutlaka uzman kişiler tarafından uygulanmalıdır.

Kürtaj İçin Kullanılan Yöntemler

Öncelikle kürtajın uygulanabilmesi için kürtaj olacak kişinin bazı şartları taşıması gerekmektedir. Bu işlemi yaptırmayı düşünenler ya da sağlık sebebiyle yaptırmak durumunda olanların kürtaj nasıl olur diye sürekli düşünerek, strese girmelerine gerek yoktur. Günümüzde 18 yaşını doldurmuş ve eş onayının alındığı kişiler, gebeliğin belli bir süresine kadar hamileliği sonlandırabilmektedir. Hamileliğin sonlandırılması için uygulanan kürtaj, genellikle vakum yöntemiyle gerçekleştirilmektedir.

Günümüzde sıklıkla kullanılan yöntemlerden biri olan vakumla kürtaj nasıl olur diye sorarsanız, basit bir şekilde gebeliğin vakum kullanılarak negatif basınç oluşturularak alındığını söylememiz mümkündür. Kanül ve plastik enjektör gibi aletlerin kullanıldığı bu yöntem, genel anestezi veya lokal anestezi yapılarak gerçekleştirilmektedir. Bu yöntem, sağlık açısından hem daha az riskli hem de kolay olması gerekçesiyle daha çok tercih edilmektedir.

Geçmişte kullanılmakta olan ve günümüzde nadir de olsa gerçekleştirilen küret aletleriyle kürtaj işlemi, vakum işleminden oldukça farklıdır. Bu yöntemde, küret aletinin ucu sayesinde rahimin iç kısmı kazınarak temizlenmektedir. Hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın, kürtaj aletlerinin steril ve temiz olmasına dikkat edilmesi son derece önemlidir. Vakum yöntemi daha gelişmiş bir yöntem olması sebebiyle, küret yöntemine göre daha çok tercih edilmektedir. Bu nedenle, kliniğimizde daha sağlıklı olması gerekçesiyle kürtaj işlemi için, vakum aspirasyon yöntemi kullanılmaktadır.

Kürtaj Sonrası Süreç

Kürtaj işlemi gerçekleştirilmeden önce sorulan kürtaj nasıl olur sorusu kürtaj bittikten sonra yerini kürtaj sonrası neler olabilir sorusuna bırakmaktadır. Kürtaj işleminden sonraki süreçte kasık kısmında adet ağrılarına benzer ağrıların görülmesi doğal kabul edilmektedir. İlk bir hafta boyunca damla kadar kanama da görülebilmesi normaldir. Fazla miktarda olduğu zaman bu bilginin doktorla paylaşılması gerekmektedir. Bazı kişilerde hiç kanama olmadığı da görülmektedir.

Pıhtılı kanamanın görüldüğü ve bunun bir haftadan fazla sürdüğü durumlarda içeride parça kalma ihtimali düşünülmelidir. 8-10 haftalık gebeliklerdeki kürtajda da görülmesi mümkündür. Bu durumlarda doktor tarafından kontrol yapılarak gerekirse tekrar kürtaj işlemi gerçekleştirilebilmektedir. Gebeliğin tamamen sona erdirildiği kürtaj nasıl olur diye merak edildiği kadar kürtaj sonrası neler olabilir diye merak etmek de gerekmektedir. Zira konuyla ilgili hiçbir bilgisi olmayan kişiler en ufak bir belirtide paniğe kapılabilmektedir. Doktor ile kurulan iletişim tüm korkuların giderilmesinde etkili olacaktır.

Steril ve hijyenik ortamlarda gerçekleştirilen kürtaj işleminden sonra kısırlık riski bulunmamaktadır. Özellikle 10 haftadan az olan gebeliklerde gerçekleştirilen kürtajda böyle bir tehlike olmadığını söylemek mümkündür. 10 haftanın üzerindeki gebeliklerde ise çok az bir risk bulunabilmektedir. Kürtaj işlemi tamamlandıktan 30-40 gün sonra adet olunması gerekmektedir. Eğer adet olunamıyorsa bu bilgi doktorla mutlaka paylaşılmalıdır. Çünkü bu işlemden sonra adet gecikmesi çoğu hastada görülebilmektedir. Bu durumlarda doktorla iletişim kurulmalıdır.


bir-suda-dogum-hikayesi.jpg

bir-suda-dogum-hikayesi

Ela-Burhan Çifti ilk tanıştığımızda Ela’nın doğum ile ilgili birçok endişesi vardı. Haklıydı, daha önce doğurmamıştı, doğumu bilmiyordu ve hep doğum ile ilgili olumsuz şeyler duymuştu. İlk olarak görüşmelerimizde yavaş yavaş doğumu konuşmaya başladık. Sonrasında doğuma hazırlık eğitimine katılmasını sağladık. Kendi çabalarıyla da birçok kitap okudu. Şanslıydı onu her konuda destekleyen Burhan gibi pozitif bir eşi de vardı.
Güzel sorunsuz bir gebelik dönemi geçirdi. Doğumunu planlamıştı. Ekip belliydi. Doğuma kısa bir süre kala suda doğum yapma isteğini dile getirdi. Doğum yaklaştıkça hem hormonların hem de dış seslerin de etkisiyle endişeleri yine artmaya başlamıştı. ‘’Doğumu başlatalım mı? Ne zamana kadar bekleyelim?’’ gibi soruların gelmeye başladığı 40.haftada doğum kendiliğinden başlamıştı. ‘’Nişanım geldi ama kasılmalar sık gelmiyor’’ diyordu telefonda. Geldiğinde çoktan 3 cm açılma olmuştu. Hastaneye geçildi. Doğum yavaş ilerliyor ama Ela bir rahatsızlık hissetmiyordu. Sonra birden doğum hızlıca ilerlemeye başladı. Hastanenin ekibinin de yardımlarıyla havuz hızlıca dolduruldu. Doula ebesi Gözde Çavuş ve eşi Burhan’ın da katkılarıyla müzikler ve mumlar gibi detaylar da hemen halledildi.
Evet, artık havuzdaydık. Yavaş yavaş suya alıştı. Su iyi gelmişti. Suyun rahatlatıcı, güven verici ve ağrı kesici etkisiyle konsantrasyonu artmıştı. İçine dönmüştü. Tamamen içgüdüsel olarak her şey ilerliyordu. Ela bizi bile artık duymuyordu. Aralarda bebeğin kalp atışlarını dinleyebilmek için 2-3 kez ismiyle seslenmemiz gerekiyordu. Şikâyetçi değildik. Benim tanıdığım Ela gitmiş yerine başka bir kadın gelmişti. Tam istediğimiz kadın olmuştu. Sonrasın da her şey çok çabuk ilerledi. Burçak Bebek tamamen suyun içinde gerçekleşen bir doğumla açtı gözlerini. Epizyotomisiz ve doğal bir şekilde tamamlandı doğum. Bize de yine böyle güzel bir doğuma şahit olma fırsatı doğdu.
İzmir’de ne yazık ki henüz suda doğum hizmeti veren bir hastane yok. Havuzu getirme, kurma, doldurma, doğumdan sonra boşaltma işini şimdilik ekip olarak kendimiz tamamlıyoruz. Umarım yakın bir zamanda suda doğum hizmeti veren hastaneler görür veya duyarız. Ama bu doğumda bize yardım eden Kent Hastanesi kadın doğum servisi tüm nöbetçi ekibine, doğuma hazırlık eğitimini veren İrem Irem Uysal ‘a ve bu güzel anları çeken Cansu Binay’a çok teşekkürler. Hoş geldin Burçak. Tebrikler Batur Ailesi.


1-arter-1-ven-tek-umblikal-arter.jpg

1-arter-1-ven-tek-umblikal-arter

Normalde göbek kordonunda 3 adet damar bulunur. Bunlardan ikisi atardamar, biri de toplardamardır. Kordonda 2 atar damar yerine 1 atar damar bulunması durumuna tek umblikal arter denir. Anne karnındaki bebeklerin yaklaşık binde 5 ‘de tek umblikal arter saptanır. Tek umblikal arter saptandığında bebekte ek anomalilerin varlığı detaylı olarak mutlaka araştırılmalıdır. Ek bir anomali saptanırsa genetik araştırma (bebekte) için amniyosentez yapılır. Ek bir anomali saptanmaz ise gebe erken doğum ve büyüme gelişme geriliği açısından sıkı takibe alınır. Doğum zamanı geldiğinde tüm takipler normal ve sezaryen için ek bir sebep yok ise vajinal doğum denenir. Doğum yönetiminde bir farklılık yoktur.
Ekin-Taylan çiftinin gebeliğinin 4.ayında kordonda tek umblikal arter saptanmıştı. Yapılan detaylı incelemeler ve amniyosentez sonrası ek bir anomali saptanmamıştı. Bu süreçte çiftimiz çok ciddi bir stres yaşamıştı. Anne adayımız Ekin doğal doğum istemesine karşın bu sürecin de etkisiyle doğuma istediği gibi fiziksel ve psikolojik hazırlık yapamamıştı. Doğum zamanı geldiğinde bebeğin sağlığını gösteren tüm parametreler ise normaldi. Doğumda zorlanırsak epidural anestezi kullanmayı planlayarak doğum zamanını beklemeye başladık.
Beklenen gün gelmiş, doğum kendiliğinden başlamış ve hastaneye geçildiğinde 4 cm açılma olmuştu. Birkaç saat sonra yorulmaya başladığımızda epidural anestezi yapıldı. Birkaç saatlik bekleyişin ardından doğum çok güzel bir şekilde ilerledi ve Alin Naz Bebek epizyotomi eşliğinde vajinal doğumla sağlıklı bir şekilde aramıza katıldı.
Epidural anestezi uygulaması kendi içinde bazı riskler barındıran, doğum sürecini uzatabilen, ıkınma refleksini ortadan kaldırdığı için epizyotomi ve vakum ihtiyacını arttırabilen bir müdahaledir. Rutin olarak uygulanmamalı, ilaç dışı rahatlatıcı ve ağrı giderici yöntemlerinin yetersiz kaldığı durumlarda son seçenek olarak kullanılmalıdır.



ssvd-sezaryen-sonrasi-vajinal-dogum

Daha önce vajinal doğum yada Ssvd yaptıysanız,

Önceki sezaryeniniz enine kesi şeklinde ve rahimde sezaryen dışında başka bir kesik ya da anormallik yoksa

Daha önceki sezaryendeki sezaryen nedeni bu doğumda da tekrar etmiyorsa,

Daha önceki doğumunuzda sezaryen rahim ağzında açılma olduktan veya doğum başladıktan sonra yapıldı ise (Açıklık ne kadar büyük ise o kadar iyi)

Yaşınız 40 yaş altında ise,

Şişman değilseniz, (BMI =vücut kitle indeksi 30’un altında ise)

Ve bu doğum kendiliğinden başladı ise sezaryen sonrası vajinal doğum şansınız artar.

Bu doğum hikayemizde Esra-Bünyamin çifti şartlar uygun olursa SSVD denemek istiyorlardı. Esra Hanım 2 yıl önce ilk doğumda 8 cm açıklıkta mekonyum (bebeğin kaka yapması) ve kalp atışlarının bozulması nedeniyle sezaryen olmuştu. 8 cm açıklık ile sezaryen olması doğum öncesi Ssvd şansının daha yüksek olduğunun bir göstergesiydi. 40. Haftada doğum kendiliğinden başlamış ve hastaneye geçilmişti. Doula-Ebe Gözde Çavuş ve kendi teyzesinin sürekli desteği ile doğum çok hızlı ilerlemişti.
Hastaneye yatış sonrası 3. Saatte Meryem Bebek dünyaya merhaba dedi. Süresiz tene tene temas ve diğer rutinlerimiz ile bir doğumu daha tamamladık.
Hoş geldin Meryem Bebek.
(Ailemizin isteği ile fotoda sadece ekip ve bebek birlikte poz verdik.)


14524363_562183767312100_9008433168003054415_o-1200x739.jpg

14524363_562183767312100_9008433168003054415_o

Her doğum kendine özel ve farklıdır. Aynı anda iki gebe hastaneye yatmasına karşın ikisi de farklı zamanlarda doğurabiliyor. Hatta aynı annenin 2 doğumu bile birbirinden çok farklı olabiliyor. Doğumda zamana saygı kavramı aslında doğumun doğasını özetliyor.
Bazı doğumlar aniden başlar ve hızlıca ilerler. Bazı doğumlar ise başlar, durur, sonra yeniden başlar ve ne zaman doğumun gerçekleşeceği ön görülemez. Doğum başladıktan sonra da her doğumun kendi ilerleyişine saygı göstermek gerekir. Tüm bu süreç kanıta dayalı tıp bilgileri dikkate alınarak yönetilmelidir. Doğumda bu ilkelere dikkat edildiğinde gereksiz müdahale ve sezaryen oranı azalır. Hem vücudun hem de bebeğin doğuma hazır olduğunun en önemli göstergesi doğumun kendiliğinden başlaması olduğunu da unutmamak gerekir. Kerem bebeğin doğumunda da aslında bildiğimiz bu bilgileri yaşayarak tekrar hatırlama şansı yakaladık.
Cansu-Burak çifti ile gebeliğinin sonlarına doğru 30. hafta civarında tanışmıştık. Son 10 haftada yaşadıklarımız kırk haftaya bedeldi. İlk muayenemizden 15 gün sonra erken doğum kasılmaları başlamış ve rahim ağzında 2 cm açılma oluşmuştu. Hastaneye yatış, doğumu durduran ilaçlar, hareket kısıtlaması, yoga yasağı derken haftalık sıkı takiplerle nihayet 37. haftaya ulaşmıştık. 5 haftalık kısıtlama döneminde Cansu çok sıkılmıştı. Artık yasaklar kalkmıştı. Gezme-tozma, bebek alışverişleri, yogaya tekrar başlama derken bu gidişle bugün yarın hemen doğum olur diye şakalaşıyorduk.
Ama hiç de beklenildiği gibi olmadı. 41 haftaya gelinmiş ve doğum hala başlamamıştı. 41. hafta gece düzensiz kasılmalar başlamış ama devamı gelmemişti ve hastaneden eve dönülmüştü. Sonraki gece ise kırmızı vajinal kanama olmuştu. Tehlike arz edebileceği için tekrardan hastaneye takip amaçlı gitmiştik. Kasılmalar yine düzensizdi ve ilerleyen saatlerde kanama da durmuştu. Yine geriye evin yolu tutulmuştu. Ama Cansu sakin bekleyişini devam ettiriyordu. Art arda 3. gece artık kasılmalar güçlü ve düzenli geliyordu. Hastaneye geçilmişti ve nihayet doğum artık ilerliyordu. Doula Ebe Gözde Çavuş da 3 gündür büyük bir özveriyle desteğine devam ediyordu. Nihayet Kerem Bebek 3 günlük bekleyişin ardından ve hastanedeki son 12 saatin sonunda aramıza katıldı. Doğumdaki rutinlerimizi tamamlayıp gurur yürüyüşü ile odamıza döndük.
Gerçekten bir doğumda daha doğuma hazırlık eğitiminin, doğumda bire bir desteğin, sabrın ve sakin kalabilmenin ne kadar önemli olduğunu görmüş olduk. Annemiz Cansu’nun sabrını, Babamız Burak’ın sakinliğini ve ebemiz Gözde Çavuş’ın verdiği sınırsız desteği hayretle izledim. Herkesin eve yorgun ama keşkesiz döndüğü bir doğumu daha tamamladık.

Hoş geldin Kerem Bebek.



Vajinoplasti, genital estetik prosedürlerinden biri olup vajinanın cerrahi olarak daraltılmasıdır.  Hem fonksiyonel olarak hem de estetik açıdan olumlu sonuçlar ortaya çıkaran bu işlem, son yıllarda oldukça talep gören estetik operasyonlar arasında yer almaktadır. Vajinoplasti vajina dokusunda doğumsal veya kazanılmış yapısal sorunların, normal doğuma bağlı travmaların veya yaşla ortaya çıkmış bazı değişikliklerin cerrahi olarak düzeltilmesi şeklinde tanımlanabilir.

Neden Vajinoplasti?

1-Anatominin düzeltilmesi:   Vajinal doğum, yaşlanma, travma veya genetik nedenlerle vajinal doku ve çevresindeki kasların sıkılığı, gerginliği ve gücü kaybedilebilir. Genellikle bir veya birden fazla normal vajinal doğum gerçekleştirmiş, zorlu, kilolu bebek doğumu hikâyesi olan hanımlara yapılmaktadır. Ancak henüz doğum yapmadığı halde yapısal olarak vajina genişliği olan bayanlara da uygun görüldüğü taktirde yapılabilir. Doğumdaaçılan epizyotomi (doğum kesisi) izlerinin ortadan kaldırılması önemlidir.

2-Cinsel Haz ve Tatminsizlik: Birçok kadın vajinasında gevşeklik ve tatminsizlik hissederken erkek partneri de cinsel ilişki esnasında aynı duyguyu hissetmektedir. Vajinal cerrahi operasyonlarda amaçlanan (vajinoplasti) cinsel ilişki esnasında sıkılığı ve tatmini arttırmaktır. Öncelikle vajinplasti ameliyatı olan hastalar kalitesiz cinsel hayatın ameliyat sonrası belirgin bir şekilde düzeldiğini ifade etmektedir. Vajina gevşekliğini ortadan kaldıran bu ameliyatta cinsel haz kadın ve erkek için artış göstermektedir.

  1. İlişki Sırasında Vajinadan Çıkan Sesler: Cinsel ilişki sırasında konstrasyonun çiftlerde orgazm için önemi vardır. Gevşemiş ve diriliğini kaybetmiş vajinada ameliyat öncesi garip sesler çıkabilir. Vajinoplasti ile bu sesler ortadan kalkabilmektedir.
  2. Ağrılı Cinsel İlişki: Doğumlar sonrası deforme olan vajinanın hem estetik görünümünün düzeltilmesi hem de gevşekliğinin azaltılması için vajina daraltma ameliyatı yapılmaktadır. Çeşitli nedenlerle oluşan deformasyon nedeniyle cinsel ilişki sırasında ağrı ortaya çıkabilir.
  3. İlişki Öncesi ve Esnasında Özgüven: Fonksiyonel ve estetik açıdan düzeltilmiş vajinaya sahip kadınlarda vajinal daraltma ameliyatı sonrası özgüven artışı olmaktadır. Bu durum ilişkinin kalitesinin artmasına yardımcı olmaktadır.

5-İdrar Kaçırmanın önlenmesi: Pelvik kasların zayıflaması ile hem idrar kesesinde sarkma hem de idrar kaçırma ortaya çıkabilir. Vajinoplasti operasyonuna idrar kaçırmaya yönelik TOT (Transobturator Tape) ve sarkan idrar kesesinin yukarı kaldırılması operasyonu (Colporafi anterior) eklenebilir.

Cerrahi sonrası yapılan Kegel Egzersizleri de pelvik kasların güçlenmesini, ilişki sırasında vajinanın penisi daha iyi kavramasını ve öksürük vb. durumlarda ortaya çıkan idrar kaçırmanın azaltılmasına fayda sağlar.

vajinoplasti

Vajinoplasti ameliyatı ameliyatı nasıl yapılır?

Vajina daraltma ameliyatları genellikle vajinanın dış 1/2 kısmını kapsamaktadır. Yani vajinanın yaklaşık 4-6 cm dış kesimine yapılır. Operasyon vajinanın uzunluğuna ilişkin değildir. Sadece vajina çapını daraltmaya yönelik olarak yapılmaktadır. Vajinanın distal (dış genital bölge tarafı) 1/2 kesimdeki vajinoplasti sonrası çap daralması cinsel ilişkide sorun yaşayan çiftlerin sıkıntısını giderecektir.

Operasyon lokal veya genel anestezi ile yapılabilir. Ameliyat yaklaşık 30-45 dakika sürebilir, ameliyattan sonra 1-2 saat gözlem odasında istirahatin ardından hasta yürüyerek evine gidebilmektedir. 6 hafta sonra cinsel ilişkiye girilebilir. Genellikle eriyen dikiş iplikleri kullanıldığı için dikişlerinin alınmasına ihtiyaç duyulmamaktadır. Oldukça yüz güldürücü ve memnuniyet verici bir operasyondur.

Vajinoplasti operasyonu niye yapılır?

Normal doğum ve yaşlanma süreci bağ dokunun (konnektif doku) zayıflamasına ve esneklik kaybına neden olacaktır. Tüm vücutta olduğu gibi vajina dokusunda da bu değişiklikler meydana gelebilmektedir. Vajina dokusu normalde genişleyebilen bir yapıya sahiptir. Ancak normal doğum yapan bayanlarda bebeğin makrozomik yani kilolu olması ya da normalde olsa çok doğum yapmış olmak, doğum dikişlerinin yani epizyotominin dikilmesi esnasındaki olumsuzluklar vajinal bölgede genişlemeye sebep olmaktadır.

Toplumda bilinenden daha fazla kadında bu şikâyet bulunmaktadır. Ancak kadınlar utanma ve kültürel nedenlerden ötürü bu durumu kabullenip çözüm arayışına girmemektedir. Bu duruma ilişkin herhangi bir çözümün olduğunun farkında değildir. Doğum esnasında bölgede meydana gelen çatlak ve yırtıklar bu bölgedeki bağ dokunun önceki sıkılığını kaybetmesine neden olmaktadır. Bu durum cinsel birliktelikte sıkıntılara yol açmaktadır.

Vajina genişlemesi nelere yol açar?

Vajina genişlemesi ile cinsel ilişki sırasında kişilerin karşılıklı aldığı haz azalmaktadır. Bu durum zamanla cinsel ilişki sayısında azalmaya ve buna bağlı sorunların ortaya çıkmasına neden olur. Vajina genişlemesi sadece cinsel ilişki bozukluklarına yol açmakla kalmayıp bölgede enfeksiyonların daha sık gelişmesine neden olabilmektedir.

Vajinoplasti ameliyatı sonrası dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

  • Vajina daraltma ameliyatı her ne kadar büyük bir işlem olmasa da tüm ameliyatlar gibi vajina daraltma sonrası doktorun verdiği antibiyotik ve ağrı kesici ilaçlar mutlaka kullanılmalıdır.
  • Doktorunuzun önerdiği temizlik kurallarına uyulmalıdır.
  • Bölgenin günlük özel bir pansuman yapılmasına gerek duyulmamaktadır.
  • Vajina temizliğinin önden arkaya ılık suyla yapılması önerilmektedir. Genital bölgenin mümkün olduğunca kuru kalması sağlanmalıdır.
  • Ameliyattan 3-4 gün sonra ayaktan duş şeklinde yıkanılabilir. Küvet ya da havuz benzeri temizlikler tercih edilmemelidir. Çünkü olası enfeksiyon sıklığını artırmaktadır.
  • Deniz ve havuza girmeyi düşünen bayanlar operasyondan yaklaşık en az 6 hafta sonra denize ve havuza girebilirler. Yine ameliyattan sonra 6 hafta içerisinde cinsel ilişkide bulunulmamalıdır.

Vajinoplasti ameliyatı sonrası tekrar genişleme olur mu?

Vajina daraltma ameliyatı sonrası eğer doğum yapmayacaksa bayanlar tekrar aynı sorunla karşılaşmazlar. Ancak gebelik ve doğum planı olan kişilerde özellikle normal doğum yapacaksa tekrar benzer sorunların ortaya çıkma olasılığı mevcuttur.

Vajinoplasti operasyonu sonrası normal doğum yapılır mı?

Vajina daraltma ameliyatı yaptıran bayanlar tekrar benzer sorunla karşılaşmamaları açısından sezaryenle doğumu tercih edebilirler. Ancak tabi ki istenildiği takdirde bu bayanlar normal doğum da yapabilir. Normal doğum sonrası benzer bir şekilde vajina bölgesinin genişleme riski bulunacaktır.

Vajinoplasti ameliyatı sonrasında dikişler alınır mı?

Bu tür genital estetik ameliyatlarda kullanılan dikişler eriyebilir olduğundan işlem sonrası alınmasına gerek kalmaz.

Vajinoplasti ameliyatında dikişler görünür mü?

Yapılan işlem vajinanın dış 1/3’lük kesimine yönelik olmakla birlikte bu bölgedeki dikişlerin gözle görülmesi güçtür. Zaten eriyebilir dikişler kullanıldığından doku iyileşmesi ile birlikte fark edilmesi oldukça zordur.

Vajinoplasti işlemi sonrası kanama gelişir mi?

Vajina daraltma ameliyatı sonrası yaklaşık 7-10 gün lekelenme tarzında az miktarda kanama görülebilmektedir. Ancak daha fazla kanama olması durumunda, kokulu akıntı ya da daha farklı şikayetler gelişmesi durumunda doktorunuz bilgilendirilmelidir.

Vajinoplasti ameliyatı ağrı olur mu?

İşlem sedasyon ya da lokal anestezi kullanılarak yapılabilmektedir. Her iki anestezi şeklinde de sızlama tarzında az miktarda ağrı olabilir. Kullanılan ağrı kesiciler ve uyuşturucu iğneler ameliyatın konforlu bir şekilde geçmesine ve sonraki süreçte ağrıların mümkün olduğunca minimum düzeyde kalmasına neden olacaktır.

Vajinoplasti ameliyatı riski var mıdır?

Genital estetik operasyonlarının çoğunda olduğu gibi vajinoplasti ameliyatında da gelişebilecek olası riskler, kanama, enfeksiyon, doku zedelenmesi ve rektal bölge yaralanmalarıdır. Ancak bu operasyonlarda bu tür komplikasyonlar oldukça nadir görülmektedir. Tecrübeli ve deneyimli Kadın Doğum Uzmanı tarafından yapılan operasyonlarda işlem komplikasyonları neredeyse hiç görülmemektedir. Özellikle ameliyat sonrası doktorunuzun tavsiye ve önerileri ile kullanmasını söylediği ilaçlara uyulduğu takdirde enfeksiyon ve kanama riski de görülmeyecektir.



Rahim Ağzı Yarası nedir?

Halk arasında ‘’rahimde yara ‘’, ‘’rahim ağzında yara ‘’ ve ya ‘’rahim yarası ‘’  olarak da bilinen bu durum rahim ağzı dokusunun iltihaplanması anlamına gelir. Bu iltihaplanma sıklıkla sonradan oluşmuş bir enfeksiyona bağlıdır, ancak irritasyon ya da travma sonrası da ortaya çıkabilmektedir.

Tıbbi olarak, Servikal Eresyon (= Eresyo)  veya Servisit  (= Cervisit ) olarak adlandırılır. Hepsi aynı anlama gelir. Rahim ağzını kaplayan epitel hücrelerinin kaybolup, onların yerini daha kırmızı renkteki rahim kanalı hücrelerinin (endoservikal hücreler) alması ve bunun dışa doğru yayılması yayılması sonucu oluşur. Bunun değişimin temel nedeni oradaki dokunun devamlı travmaya uğramasıdır. En sık travma nedeni de vajinal enfeksiyonlardır. Özellikle de tedavi gerektirdiği halde tedavi edilmeyen enfeksiyonlardır. Yaş ve doğum sayısı ile ilişkili değildir.  Her yaşta görülebilir.

Rahim ağzı yaraları jinekolojik muayene sırasında en sık saptanan problemlerden biridir. Evlilik çağındaki kadınların yarısından fazlası hayatının bir döneminde servisit problemine yakalanır. Yaşı ne olursa olsun cinsel yönden aktif her kadın servisit için olası bir adaydır.

Neden Rahim Ağzında yara oluşur?

Vajinal enfeksiyonlar (= vajinit ) kadınlarda oldukça sık rastlanan, akıntı ve kasık ağrısı şikayetleri oluşturan, hem günlük yaşantıyı hem de cinsel hayatı olumsuz etkileyen ve ilaçlar ile kolaylıkla tedavi edilebilen bir sorundur. Ancak tedavi edilmediği taktirde vajina içinde değişen ortam yara oluşumuna hatta tüplere kadar ilerleyerek kısırlığa bile neden olabilmektedir.

Vajinal enfeksiyonlar genelde akıntı ve kasık ağrısıyla belirti verir. Bu enfeksiyonlar cinsel ilişki ile, havuz-tuvaletten veya bazı antibiyotiklerin kullanımından sonra vajinal flora dengesinin değişimine nedeniyle nadiren de bağışıklık sisteminin baskılanması sonrasında görülebilir. Allerjik süreçler de enfeksiyonların oluşumuna destek olabilir.

Vajinal akıntılar tedavi edilmediği takdir de en sık rastlayabileceğimiz bulgulardan biri rahim ağzı yaralarıdır. Bu yaralar küçük çaplı hafif kızarıklıktan geniş çaplı kırmızı yaraya kadar değişebilir ve bu yaralardan alınan biyopsilerde bazen kansere kadar varan farklı sonuçlar alınabilir.

Rahim ağzı yaralarının belirtileri nelerdir?

Rahim ağzı yarası sıklıkla belirti vermez ve rutin muayene sırasında rastlantısal olarak saptanır. Farkına varılabilir ise en sık belirti Vajinal akıntıdır. Akıntı bazen hafif kan bulaşması nedeniyle kahverengi renginde olabilir. Özellikle ilişki sonrası olan kanamalar yarayı düşündürür.

Akıntıya sıklıkla eşlik edebilen diğer şikâyetler kasık ağrısı, vajinal kanama, kaşınma, vajinada yanma, ilişki esnasında ağrı, ilişki sonrasında kanama ve idrar yaparken yanmadır.

Kasık ağrısı ve vajinal akıntısı olan kadınların büyük bölümünde tek başına veya başka bir hastalıkla birlikte servisit bulunabilir. Belirtileri diğer pek çok hastalığa benzediği ve spesifik yakınmalar yaratmadığı için kişinin kendi kendine servisitten şüphelenmesi zordur. Genellikle başka bir nedenden dolayı yapılan jinekolojik muayene ile fark edilir.

Hafif vakalarda herhangi bir bulgu olamayabilir ancak olay ilerledikçe kötü kokulu ve iltihabi bir akıntı ortaya çıkar. Yara tedavi edilmediğinde mukus (serviks salgısı) yapısını kötüleştirerek spermlerin servikal kanala girişini bozabilir ve bu şekilde kısırlığa yol açabilir. Kısırlık tedavisinin ilk aşamalarından birisi serviks ve vajendeki enfeksiyonların tedavi edilmesidir.

Ayrıca servisti olan kadın gebe kalırsa da düşük ve erken doğum riskleri vardır. Ayrıca bu tür annelerden doğan bebeklerde doğum sonrası akciğer ve göz enfeksiyonları normalden daha fazla görülür.

Rahim ağzı yara tanısı nasıl konur?

Yara vücudun normal çalışan savunma mekanizmalarının bir sonucu olarak gelişir. Herhangi bir dokuda yaralanma, irritasyon ya da enfeksiyon olduğunda beyaz kan hücreleri yani akyuvarlar o bölgeye göç ederler ve bu bölgedeki kan akımı artar. Bu olay serviskte olduğunda, normalde açık pembe olan serviks kızarır ve şişer. Bu durum da muayenede yara şeklinde görülür. Yani gözle bakılarak tanı konur.

Servisit tanısı genelde jinekolojik muayene ile konsa da tanıdan emin olmak ve kesin tanı koyabilmek için bazı ek tetkikler gerekebilir.

Servisit Tanısında Kullanılan Testler

Serviksteki lezyonları tanımak çok önemlidir. Nitekim bazen serviks kanseri de özellikle erken evrede servikal yaralar ile karıştırılabilmektedir. Bu nedenle yarası olan hastalardan mutlaka smear alınmalıdır. Çok büyük ve kanamalı yaralarda doğrudan kolposkopik inceleme ve biyopsi yapılması da diğer seçenektir.

Smear

Servikal enfeksiyonu ve erken dönem serviks kanserinin taraması için kullanılır. Cinsel olarak aktif kadınların yılda bir defa yaptırması gerek son derece basit ancak bir o kadar da önemli bir testtir. Muayene sırasında, rahim ağzı salgısından ince bir fırça ile sürüntünün alınıp bir cam üzerine yayılarak patolojik incelemenin yapılması işlemlerini içermektedir. Son derecede basit ve ağrısız bir işlemdir.

 

Servikal Biopsi

Eğer rahim ağzı ileri derecede anormal görünüyor ise lokal anestezi altında şüpheli alanlardan serviks biopsisi (parça alımı) yapılabilir. Eğer tek bir alan belirlenemiyorsa saat 3,6,9 ve 12 hizalarından biopsi alınır ve patolojik incelemeye gönderilir.

Kolposkopi

Rahim ağzının ve vajenin ışık altında büyütece benzer bir optik alet yardımı ile incelenmesi işlemidir. Şüpheli alanları daha kolay ortaya çıkarmak için kolposkopi öncesi rahim ağzı bir takım kimyasal maddeler ile silinir ve daha sonra boyanır. Dokunun boya tutmadaki farklılıklarına göre biopsi alınacak yer tespit edilir.

Kolposkopi ile rahim ağzındaki kılcal damarların yapıları da değerlendirilir ve anormal damarlanma olup olmadığı saptanır. Bu damarlanma değişiklikleri servisit ile kötü huylu hastalıkların ayrımında önemlidir.

Rahim ağzı yarası tedavisi nasıl yapılır?

Yaranın başarılı şekilde tedavi edilebilmesi altta yatan nedeninin tanımlanması ile ilgilidir. Eğer buna neden basit bir irritan (tahriş edici) madde ise bu maddenin kullanılmaması sorunu çözecektir.

Altta yatan sebep bir enfeksiyon ise uygun şekilde antibiyotik tedavisi servisit problemini de çözecektir. Servisite neden olan en önemli üç mikroorganizma klamidya, gonore ve trikomonasdır. Bunun dışında bazı allerjik maddeler de bu duruma yol açabilir.

Eğer servisit durumu uzamış veya altta yatan etkenin tedavisine rağmen tabloda gerileme yoksa bu bölgedeki anormal hücreleri tahrip etmek için bazı küçük cerrahi girişimler yapılabilir.

En sık kullanılan tedaviler; koterizasyon (yakma), krioterapi (dondurma) ve lazerdir. Tüm bu tedavi yöntemlerinin amacı aynıdır. Üstteki iltihabi dokunun işlem ile öldürülmesi ve alttan gelen yeni sağlıklı doku ile sağlıklı bir rahim ağzı oluşumu sağlamaktır.

Koterizasyon

Halk arasında ” yara yakma ” adı verilen bu işlem ısı yardımı ile yaranın tahrip edilmesidir. En eski ve en klasik yöntemdir. Kalem şeklinde bir probun ucundan elektrik akımı geçirilerek ısı elde edilir.

Bir kaç dakika süren işlem esnasında çok hafif ağrı olabilir. Nadiren koter sonrası oluşan nedbe dokusu rahim ağzı kanalında tıkanmalara yol açabilir.

Kriyoterapi

Halk arasında “yara dondurma” ismi verilen bu işlem ise sıvı karbondioksit veya azot yardımı ile anormal dokuların dondurulmasıdır.

Kotere göre bazı avantajları vardır. Daha az ağrıya neden olur ve daha kontrollü bir doku tahribine olanak tanır. Daha az nedbe dokusu oluşmasını sağlar. Bu nedenle servikal kanalda daralmaya yol açmaz. Tabanca şeklinde bir cihaz ile uygulanır. Bu tabancanın ucunun değdiği yerler donar. İşlem herhangi bir anestezi uygulanmadan yapılır. Son derece basit ve bir kaç dakika süren bir işlemdir.

Lazer

Dokuların lazer ile tahrip edilmesidir. Kriyoterapiye bir üstünlüğü yoktur. Tedavi şekli ne olursa olsun hücrelerin tahrip edilmesini takiben 1-2 hafta kadar süren kirli bir vajinal akıntı görülür. Bu süre zarfında lekelenme şeklinde kanamalar olabilir, bu nedenle işlemlerden sonra 3-4 hafta kadar cinsel ilişkiden kaçınmak gerekir. Tamamen iyileşme bazen 6-8 hafta kadar zaman alabilir.

Yaradan Korunmak İçin 

Servisitten korunmak ya da erken dönemde teşhis edilmesini sağlamak için bazı basit önlemler yeterlidir.

1-Birlikte olacağınız insanları iyi seçin veya mutlaka korunun. Prezervatifsiz ilişki yaşamayın.

2-Vajinal akıntı şikayeti varsa muayene olmayı geciktirmeyin.Ayrıca herhangi bir şikayetiniz olmasa bile yılda bir kez jinekolojik muayeneden geçin ve mutlaka smear aldırın.

3-Kokulu tampon, deodorant, pudra gibi irritan maddeleri vajinal bölgede asla kullanmayın.

4-Vajen içini su ve sabun ile kesinlikle yıkamayın. Çünkü o bölgenin doğal asidik bir ortamı vardır. O ortamın bozulması sizi enfeksiyonlar açısından riske atacaktır.

5- Pamuklu ve ter emen iç çamaşırı kullanın ve sık sık çamaşırı değiştirin. Başkalarının çamaşırlarını kullanmayın.

6-Tuvalet sonrası temizlik sırasında her zaman önden arkaya doğru silin, arkadan öne taşımayın.

7-Eş veya partililerinizin akıntı şikayeti olursa ikiniz de hemen muayene olun.



Genital Siğil

Bu lezyonlar HPV yani human papilloma virüs ile oluşan, iyi huylu yani kanser riski taşımayan lezyonlardır.

HPV (Human Papilloma virüs) 100’ den fazla virüse verilen ortak addır. Bu virüsler vücudun herhangi bir yerinde siğillere sebep olabilirler. Ancak bazıları cinsel yolla bulaşır ve condyloma acuminata (genital siğil ) denilen hastalığı oluşturur.

Siğiller bu enfeksiyonun görünebilir belirtileridir ve ancak % 30 olguda ortaya çıkmaktadır. Kalan % 70 lik bölümde ise virüsler deri altında kalmakta ve herhangi bir belirti vermemektedir. Vücutta yaptığı hastalıklar yalnızca siğillerle sınırlı değildir. Rahim ağzı kanseri, dış genital organ kanseri (vulva kanseri), anüs kanseri, penis kanseri, boğaz kanseri gibi kanser ve kanser öncesi değişikliklerden sorumlu bir virüs ailesidir HPV.

Subklinik adı verilen belirti vermeyen formun kanser oluşumu ile bir bağlantısı olduğu düşünülmektedir. Bu sebep dolayısı ile HPV virüsü ve meydana getirdiği genital siğiller tespit edildiğinde mutlaka tedavi edilmeli ve hastalar doğru bir şekilde yakından takip edilip smear testi ve gerektiğinde kolposkopik incelemeleri yapılmalıdır. HPV virüsünün bir sonucu olan genital siğil (kondilom) varlığında bu virüsün bulaştırıcılığı çok fazladır.

Genital Siğil Belirtileri

HPV virüsünün genital mukozada oluşturduğu yaralara “genital siğil” denir. Vajina, penis, vulva veya anüs çevresinde ortaya çıkan birkaç milimetre çapında, kırmızımsı veya kahverengimsi karnıbahar görünümlü kabarıklıklar şeklinde kendini gösterir. Genital siğiller hem kadında hem de erkekte daha sıklıkla genital bölgede, makat etrafında ve nadiren de ağızda oluşur.

HPV Virüsü Nasıl Bulaşır?

Toplumda çok sık rastlanan bir enfeksiyondur. HPV cinsel yolla bulaşan en sık hastalıktır. Cinsel bölgeyi enfekte eden HPV temas yolu ile kolayca yayılır. HPV’ nin bir kişiden diğerine bulaşması için mutlaka tam bir ilişki olması gerekmez. Enfekte olan cilt bölgelerinin birbiri ile teması ile de hastalık bulaşabilir. Tam bir cinsel ilişki olmadan dışarıdan “sürtünme” yolu ile gençlerde de sıklıkla bulaşabilmektedir.

Bulaşma olduktan sonra bulgular bazen birkaç ay, bazen de birkaç yıl sonra ortaya çıkabilir. Hatta bazen virüs yıllarca hiçbir bulgu vermeden vücutta kalabilir. Hastaların büyük bir kısmında 2-6 ay içinde belirti verir. Bazen ortaya çıkışları yılları bulabilir. Aktif genital lezyonların varlığında bulaşıcılık en yüksektir. Siğiller ortaya çıkıp tedavi edildikten sonra yeniden siğil çıkmadan geçen dönem ne kadar uzunsa bulaştırıcılık da o oranda azalmaktadır. Kondilomların bulaşması genital HPV hastalığı taşıyan bir bireyle girilen her türlü cinsel ilişki ile mümkün olabilir. Virüs, ilişki sırasında ciltte ortaya çıkan mikroskobik yırtıklar ve sıyrıklar vasıtası ile ciltten cilde temas yolu ile bulaşır.

Risk Faktörleri Nelerdir?

  • 20-24 yaşlar HPV virüsünün alınması için en riskli yaşlardır.
  • Siz veya cinsel eşiniz birden fazla kişi ile ilişkiye giriyor ise risk artacaktır.
  • Klamidya veya Herpes simpleks gibi başka cinsel ilişki ile bulaşan hastalığınız varsa

risk artmaktadır.

  • Hamilelik, doğum kontrol hapı kullanımı riski arttırmaktadır.
  • Hodgkin, lösemi gibi bağışıklık sistemini baskılayan hastalıkları olanlarda risk

artmaktadır.

  • Beyaz ırkta daha fazla görülmektedir.
  • Sigara içimi riski arttırmaktadır.

HPV Tanısı Nasıl Konur?

Tipik genital siğillerin gözle görülmesi hem erkekte hem de kadında HPV tanısı için yeterlidir. Şüpheli görünümde bazen bazı asit içeren solüsyonlar uygulanarak ciltteki renk değişikliklerinden siğil olup olmadığı anlaşılabilir.

Dıştan görünen herhangi bir lezyonun olmadığı durumlarda rahim ağzının büyüteç benzeri kolposkop adı verilen bir cihaz ile incelenmesi ile tanı konabilir. En küçük şüphede lezyondan alınacak küçük bir parçanın patolojin incelenmesi tanıyı kesin koydurur. Fakat genellikle lezyonlar çok tipik olduğundan hekimin göz ile muayenesi HPV, genital siğil tanısı koydurmakta yeterlidir.

Kondilom tanısı konan kişilerin partnerleri de mutlaka muayene olmalı ve gerekir ise genital siğil için tedavi edilmelidir. Çünkü tedavi edilmemiş bir eş enfeksiyonun sürekli yeniden bulaşmasına neden olabilir.

HPV kan dolaşımına geçmediği için kanda bu virüsü saptamak mümkün değildir. HPV tanısını bir kan testi ile koymak mümkün değildir.

Genital Siğil Tedavisi

Genital siğilleri gerçek anlamda tedavi eden kişinin kendi bağışıklık sistemidir. Zaten siğillerin hızla yaygınlaştığı dönemler, çeşitli nedenlerle savunma sisteminin zayıf olduğu dönemlerdir. Öncelikle bu bağışıklık sisteminde sorun yaratabilecek beslenme bozukluğu veya stress faktörünün giderilmesi sağlanmalıdır.

Genital siğillerin tedavisinde en sık olarak cerrahi eksizyon (operasyonla lezyonun kesilerek çıkartılması), krioterapi (dondurma), lazerle siğil tedavisi, koter (yakma) tedavileri, antiviral kremler ve ilaç tedavileri uygulanmaktadır.

Cerrahi tedaviler daha çok anogenital siğillerin yoğun ve iri kümelenmeler (büyük kondilomlar) halinde olduğu durumlarda uygulanır.

1-Siğillerin cerrahi olarak çıkartılması

Genel olarak eksizyonel yöntemler dış genital organların HPV enfeksiyonlarında kullanılmazlar. Bunun istisnası ise dış genital organlarda lokalize çok büyük kondilomların varlığıdır. Genital sistemin görünür bölümünde çok büyük kondilomların olması durumunda eksizyonel yöntemlerden yararlanılarak büyük parçalar çıkarılır ve daha sonrasında medikal tedavi ile birlikte destrüktif yöntemlerden biri ile tedavi devam ettirilir.

Diğer bir yöntem de dış genital organların kondilomlarında eksizyon (çıkartılması) amaçlı LEEP uygulaması yapılabilir.

Leep nedir?

LEEP (Loop Electrosurgical Excision Procedure) ; alternans bir elektrik akımı ile loop uçlarında protein denatürasyonuna neden olarak iki dokuyu ayırabilecek derecede ısı oluşumu sağlayan bir sistemden oluşmuştur. Bu sayede başka hiçbir yere zarar vermeden, son derece rahat bir kontrol ile gerekli patolojik dokunun çıkarılması sağlanacaktır.

LEEP’ te tecrübeli bir hekim tarafından uygulandığında, kanama riski yok denecek kadar azdır. Ofis şartlarında, lokal anestezi altında uygulanabilmesi, hastanede yatış gerektirmemesi, komplikasyon riskinin çok düşük oluşu, hasta tarafından tolere edilebilirliği  ve uygulama kolaylığı  bu yöntemin tercih edilmesine neden olmuştur.

2- Yıkıcı yöntemler ile siğil tedavisi (Destrüksiyon)

Elektrokoterizasyon (Elektrokoagülasyon, elektirikle yakma)

Bipolar koter ile HPV odaklarının lokal anestezi altında yakılmasıdır. Yeterli destrüksiyon sağlandığından emin olunduğu müddetçe bu gün kabul gören en geçerli tedavi yöntemidir.

Özellikle dış genital organlar dediğimiz genital sistemin dışardan görünen bölümünde (cilt ya da mukozal) meydana gelen kondilomların yok edilmesi için idealdir. Çoğu zaman tek oturumda tün odakların yok edilmesi mümkündür. Tedavi süreci kısadır. Fazlaya kaçılması halinde sağlıklı dokularda da hasar meydana getirebileceği unutulmamalıdır.

Kriyoterapi (Dondurma)

Kriyoterapi, likit (sıvı) nitrojenle lezyon ve lezyon çevresinin dondurulması işlemidir. Bu da elektrokuagülasyon gibi başarılı yöntemlerden birisidir. Krioterapi son yıllarda oldukça sık olarak kullanılmaya başlayan, oldukça etkili, yakma (elektrokoterizasyon) yöntemine göre daha ağrısız ve kolay uygulanabilen bir yöntemdir. Dondurma işlemi oldukça ağrısız bir işlemdir ve işlem sırasında çoğu zaman anestezik madde gerektirmez.

Krioterapi oldukça güvenilir bir yöntem olup gebelik sırasında ortaya çıkan anogenital siğillerin dondurulması amacıyla da kullanılabilmektedir.

CO2 (Karbondioksit) lazer ablasyonu

Karbondioksit (CO2) esaslı laser destrüksiyonu ile etkin şekilde siğil tedavisi sağlanabilir. Karbondioksit lazerle siğillerin yakılması diğer tedavi yöntemlerine göre biraz daha pahalıdır. Ancak etkinliği de oldukça yüksektir. Ayrıca iz kalma şansı da çok azdır. Tarafımızca yapılan genital siğil tedavilerinde daha sıklıkla lazer işlemlerini tercih etmekteyiz. İşlem genellikle lokal anestezi ile yani o bölgenin uyuşturulması ile yapılmaktadır.

CO2 buharı içinde HPV bulunabildiğinden solunum sistemi ile bulaşması ve yayılması da olasıdır. Bunun için gerekli önlemler alınmalıdır.

Kimyasal destrüksiyon

Bu amaçla biklorasetik asit, triklorasetik asit, podofilin ve podofilotoksin gibi asitler de kullanılmaktadır.  Kimyasal yıkıcı asitler oldukça etkilidir, ancak sağlıklı ciltte de tahriş (iritasyon) etkisine sahip maddelerdir.

Kimyasal yıkıma bağlı inflamasyon, erozyon, ağrı ve ülserasyon oluşabilir. Hastanın kendisinin uygulaması oldukça zordur. Hastanın görüş alanının dışındaki lezyonlara müdahale etmesi güçtür ve sağlıklı deriye dokundurulduğunda burada da harabiyet meydana getirecektir.  Ayrıca günlerce, tekrar tekrar uygulamayı gerektirebilen uzun bir tedavi seçeneğidir.

Kimyasal asit tedavileri bebeğe toksik etkisinden dolayı gebelikte uygulanmazlar.

3-Genital Siğil Tedavisinde Kullanılan İlaçlar

Siğillerin ilaçla tedavisinde ‘immunomodulasyon’ yani immün direnci arttırmaya yönelik olarak interferon ve imikimod ilaçları kullanılmaktadır. İlaç tedavilerinin uzun sürmesi dezavantajlı yönleridir.

İnterferonlar, antiproliferatif ve antiviral etkilerinden dolayı kullanılırlar. Tropikal, sistemik veya intralezyonel kullanım seçenekleri vardır.

İmikimode (Imiquimode) ise 2003 yılından bu yana ülkemizde de bulunan saşe-krem formunda, ülkemizde ve yurt dışında “Aldara % 5 krem” adıyla piyasalardadır.

%5 lik İmikimod (Aldara krem),  yalnızca siğilin üzerine sürülerek o bölgedeki hücresel tip bağışıklığı arttırarak etki eden bir kimyasaldır.  Aldara bir antiviral değildir. Aldara yalnızca cilt bölgesinde lokalize kalan ilaç o bölgedeki interferon alfa ve sitokinleri aktive ederek immün direnci yükseltir. Aldara krem sayesinde immün direnç yükselince o bölgeye hareket eden makrofaj ve lenfositler viral patolojiyi giderecektir. Aldara gebelikte Kategori B olduğu için güvenle kullanılabilir. Yapılan bilimsel çalışmalarda da Aldara kremin gebelik ve emzirme döneminde kullanımından ötürü herhangi bir olumsuz etkiye rastlanmamıştır. (Nitekim kremin cilde sürülmesi ile ancak binde 9’luk bir kısmı deriden emilmektedir.) Aldara kremin kullanımı bağışıklık sistemini de aktive ettiği için ileride olabilecek siğil nükslerinin de önüne geçebileceği iddia edilmektedir.

Genital siğil tedavisi için kullanılan Aldara krem ile tedavi süresi dondurma ve yakma tedavilerine göre daha uzun sürmektedir. Aldara ile anogenital siğil tedavi süresi haftada 3 uygulama ile 16 haftaya kadar uzayabilir. Aldara’nın (İmikimod) en çok görülen yan etkisi “eritem” yani ilacın hasta olmayan dokuya sürülmesine bağlı olarak gelişen geçici kızarıklıklardır. Bu nedenle ilaç tatbikinden 6-10 saat içinde ilişki yapılmaması ve sonrasında banyo yapılması önerilir.

Anogenital siğiller uzun dönemde tekrarlayabilir. Özellikle rahim ağzına yerleşmiş olan siğiller ileriki yıllarda az da olsa serviks kanseri (rahim ağzı kanseri) riskini arttırmaktadır.

Genital siğil çıkan hamileler de tedavi edilmeli midir?

Hamilelik vücut direncinin düşmesine neden olduğu için bazı kişilerde önceden olmamasına rağmen hamilelik dönemlerinde genital siğiller ortaya çıkabilir. Hamileliklerinde anogenital siğiller çıkan gebe hastalar uygun tedavi yöntemleri ile tedavi edilebilirler.

Gebelikte en uygun tedavi yöntemleri arasında krioterapi (dondurma tedavisi) ve cerrahi eksizyon (lezyonun cerrahi operasyonla çıkarılması) bulunmaktadır. Ancak gebelikte asit veya kimyasal ile yakma tedavileri önerilmemektedir. Gebelikte ortaya çıkan kondilomlar dirençli olabilir ve genelde ardı sıra bir kaç seans tedaviyi gerektirebilir.

Siğil nüksleri (tedavi sonrası tekrarlamalar) neden oluşur?

Anogenital siğiller yakma, dondurma ve hatta ilaç tedavileri sonrası bile hayatın belirli dönemlerinde tekrarlama şansına sahiptir. Buradaki en sık neden ise vücudun immün (bağışıklık) sisteminin düşmesi sonucu viral enfeksiyonun aktive olmasıdır.


İletişim

Adres: Ali Çetinkaya Bulvarı No: 52 Daire: 25-26
Alsancak, İZMİR
0 (532) 365 39 68
0 (232) 464 00 98

Profaj İnternet Hizmetleri